Archive for Temmuz 18th, 2008
Kilit isimden şok yorum
Ergenekon operasyonunun kilit ismi Tuncay Güney, Ergenekon’un sonunun Susurluk’tan farklı olmayacağını öne sürdü.
Türkiye’yi sarsan ve ucu emekli paşalara kadar uzanan Ergenekon terör örgütü ile ilgili değerlendirmeler akılları karıştırıyor.
Muhalefet ve malum çevrelerin operasyonu sulandırma planları kartel medyasının da desteğiyle sürerken, Ergenekon operasyonlarının kilit ismi Tuncay Güney’den ilginç bir yorum geldi.
Mehmet Ali Birand ve Rıdvan Akar’ın hazırladığı 32. Gün’e Toronto’dan bağlanan, Ergenekon soruşturmasını başlatan iddiaların sahibi Tuncay Güney, Mehmet Ali Birand, Rıdvan Akar, Can Ataklı, Şamil Tayyar, Cumhuriyet gazetesi yazarı Mehmet Faraç, Yeni Şafak gazetesi yazarı Fikri Akyüz’ün sorularını cevaplandırdı.
Ergenekon ile ilgili ilginç değerlendirmeleri dikkat çeken Güney’in, en önemli tespiti, Ergenekon’un akıbeti ile ilgili oldu.
Tuncay Güney’e göre Ergenekon’un kaderi Susurluktan farktı değil, yani: “Susurluk ne olduysa Ergenekon da o olacak.”
“Ergenekon’un PKK ile derin bağlantıları var” demişti
İfadeleriyle Ergenekon operasyonuna yön verdiği iddia edilen eski gazeteci Tuncay Güney, daha önce de Ergenekon’un tamamen çözülmediğini, örgütün PKK ile derin bağları olduğunu söylemişti. “Türkiye’ye yapılacak en büyük iyilik, Ergenekon-PKK ilişkisini deşifre etmektir” diyen Güney’in, “Ergenekon isterse PKK bir ayda biter” şeklindeki değerlendirmesi de dikkat çekmişti.
habervaktim.com
Bu da Zekeriya Beyaz’ın ‘Yes’ vakası
Prof.Dr. Zekeriya Beyaz’ın Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Antalya Bölgesel Yürütme Kurulu Başkanı Kerim Çavuşoğlu ile konuştuğu belirlendi.
Kendi telefon numarasının başına ‘2′ rakamını ekledikten sonra arama yapan Zekeriya Beyaz, telefonun ucundaki kişiye “Beni niye dinliyorsunuz.” diye çıkıştı. Ancak durumunun hiç de Beyaz hocanın anlattığı gibi olmadığı ortaya çıktı.
Numarasının başına ‘2′ ekleyenlerin çağrısının kendi telefonuna düştüğünü ve bu yüzden hergün yüzlerce çağrı aldığını anlatan Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) Antalya Bölgesel Yürütme Kurulu Başkanı Kerim Çavuşoğlu, bu şekilde arayanlardan birisinin de Zekeriya Beyaz olduğunu açıkladı.
Arkadaşları ile birlikteyken telefonunun çaldığını anlatan Çavuşoğlu, “Arayan Zekeriya Beyaz’dı.” dedi.
Olayın, Zekeriya Beyaz’ın televizyona çıkıp dinlendiğini iddia ettiği gün yaşandığını anlatan Çavuşoğlu, “Adam aradı. Ben ilahiyat profesörüyüm. Beni niye dinliyorsun kardeşim diye feveran etmeye başladı. Ondan sonra çıktı televizyonda ‘Beni dinliyorlar’ diye beyanat verdi. Bu arada telefonun hoparlörünü açtım. Yanımdakiler de bu Zekeriya Beyaz’ın sesine benziyor dediler. Kendisi de televizyonda kabul etti.” diye konuştu.
Sav’a savcı da inanmadı
Telefonunu açık bırakması sonucu CHP Genel Sekreteri Önder Sav ile Merkez Valisi Ali Serindağ’ın görüşmesini haberleştirdikleri için Vakit gazetesi Ankara Temsilcisi Serdar Arseven ve muhabir Aslan Değirmenci hakkında başlatılan soruşturma tamamlandı.
Gazetede yer alan haberde şu bilgilere yer verildi:
Muhabirimiz Aslan Değirmenci ile Ankara Temsilcimiz Serdar Arseven hakkında, “Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları kaydetmek ve basın yoluyla ifşa etmek” suçundan cezalandırılmaları talebiyle dava açılmıştı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Önder Sav’ın şikâyeti üzerine başlattığı soruşturmayı tamamladı. Cumhuriyet Savcısı Nadi Türkaslan tarafından açılan davanın iddianamesinde, Önder Sav’ın, 23 Mayıs 2008 tarihinde, CHP Genel Merkezi’ndeki odasında, Merkez Valisi Ali Serindağ ile yüz yüze görüşme yaptığı kaydedildi.
Görüşme sırasında, muhabirimiz Aslan Değirmenci’nin, daha önceki bir konuşması ile ilgili görüşmek amacıyla gazeteye ait sabit telefondan Sav’ın cep telefonunu aradığı belirtilen iddianamede, Önder Sav’ın çağrıyı kabul ettiği ve telefon açık olduğu halde Değirmenci’ye beklemesini söylediği aktarıldı. Değirmenci’nin, telefon açık iken Sav ile Serindağ arasındaki konuşmaları dinlediği, daha sonra da bu konuşmaları not ederek gazetenin Ankara Temsilcisi Serdar Arseven’e verdiği belirtilen iddianamede, bu konuşmaların, Değirmenci ve Arseven’in adıyla Anadolu’da Vakit Gazetesi’nin 26 Mayıs 2008 tarihli baskısında “Sanki CHP Valisi” başlığıyla yayımlandığı ifade edildi.
İDDİANAME: “SAV ‘AÇMADIM’ DESE DE”
İddianamede, “Her ne kadar şikâyetçi Önder Sav, kullandığı cep telefonunu açmadığını, telefonun bir başka yöntemle dinlenip görüşmenin bilgisi ve rızası dışında yapıldığını savunmuş ise de telefon ve donanımı üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesine göre, telefonda çağrıyı kabul etmeden görüşmeyi başlatacak bir programa rastlanmadığı ve telefon tuşlarının fonksiyonlarını olağan biçimde yerine getirdiği; bu durumda Sav’ın, telefonunun açılmadan bir başka yöntemle dinlenildiği yönündeki iddiasının yerinde olmadığı anlaşılmıştır” denildi.
Konunun uzlaşma kapsamında olmasına karşın, Sav’ın uzlaşma isteğinde bulunmadığına ve uzlaşmanın gerçekleşmediğine yer verilen iddianamede, “Önder Sav’ın, eylemler nedeniyle süresinde şikâyetçi olduğu ve Değirmenci ile Arseven’in, yüklenen suçları işledikleri görüşme kayıtları, gazete yazısı ve bilirkişi raporundan anlaşılmıştır” denildi. İddianamede, muhabirimiz Aslan Değirmenci’nin, “Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmayı kaydetmek”ten, bu eyleme uyan Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 133/1. maddesi uyarınca cezalandırılması talep edildi. Bu suç için 2 aydan 6 aya kadar hapis cezası öngörülüyor. Davanın iddianamesinde, Değirmenci ve Arseven’in her ikisinin, “konuşmaları basın yoluyla ifşa etmek”ten eylemlerine uyan TCK’nın 133/3 maddesi gereğince 6 aydan 2 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istendi.
‘Sen köylüsün sana burs yok’
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, öğrenci affı bekleyen öğrenciler adına yanına gelen temsilcilerle görüşürken, “ODTÜ’lü Hasan”ın hikayesini öğrendi. ODTÜ yönetimi, Türkiye 1042’ncisi Hasan Çalık’a, “Köylü çocuğu olarak burayı kazanamazsın, git de sana bursu okulu kazandıran cemaatler versin” demiş.
Geçtiğimiz günlerde yaklaşık 500 bin öğrenciyi ilgilendiren öğrenci affıyla ilgili olarak temsilcilerle görüşen Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, dramatik bir öyküden de haberdar oldu. Çelik, olayın kahramanı Hasan Çalık’ı dinlemek istedi. İşte ODTÜ’lü Hasan Çalık’ın hikayesi:
“SIRADAN BİR LİSEDEN BURAYI NASIL KAZANIRSIN!”
Köyde doğup büyümesine rağmen, kendi çabasıyla Türkiye 1042′incisi olarak 1999′da ODTÜ Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümünü kazanan Tokat’lı Hasan Çalık, “ideolojik takıntı”yla ODTÜ’nün burs mülakatında tanıştı. ODTÜ yönetimi, “Sen, ilkokulu köyde, liseyi Anadolu’da sıradan bir okulda okumuş bir köylü çocuğu olarak burayı kazanamazsın. Arkanda cemaatler olmalı. Sana, istediğin bursu sana burayı kazandıran cemaatler versin” diyerek Çalık’ın yurt ve yemek bursu başvurusunu reddetti. ODTÜ’den para değil, kalacak yer ve yemek bursu isteyen Hasan Çalık, çareyi özel ders vermekte ve garsonluk yapmakta buldu.
KARDEŞİ DE KANSERE YENİK DÜŞTÜ
Hazırlık dahil dördüncü sınıfa kadar hem çalışıp hem okuyan Hasan Çalık’ın hayatı, kardeşi Emre’nin lenf kanserine yakalanmasıyla birlikte alt üst oldu. Kardeşini tedavi sürecinde yalnız bırakamayan Hasan Çalık, kazandığı üç kuruşu hastanelerde harcadı. Dördüncü sınıfa başladığı dönemde okul kaydını yenileyemeyen Hasan Çalık, 700 YTL okul harcını ödeyemediği için 2006′da okuldan atıldı. Kardeşinin sağlığı için ODTÜ’yü geri plana iten Hasan Çalık, çok geçmeden kardeşini de kaybetti.
BAKANI DUYGULANDIRAN HİKAYE
Uzun süredir öğrenci affı için mücadele veren gençler, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’e beklentilerini ve durumlarını anlatırken, ODTÜ’lü Hasan’ın hikayesini de aktardı. Anlatılanlardan etkilenen Bakan Çelik, “Hasan’la ben de tanışmak isterim” dedi. Geçen hafta bakanlıktaki makamında Hasan’a çay ısmarlayan Bakan Hüseyin Çelik, onun hikayesini ve okuldan atılış sürecini birinci ağızdan dinledi. Hasan Çalık, kendisi gibi üniversiteyi inşaatlarda boyacılık yaparak okuyan Bakan Çelik’e, dar gelirli bir çiftçinin çocuğu olarak geldiği Ankara’da kaybettiklerini anlattıktan sonra af konusunu sordu. Çalık, “Çok değil iki ay ders çalışsam yine ÖSS’de derece yapar, tekrar istediğim bölüme girerim. Ama hem benim yıllarıma hem de devletin kaynaklarına yazık olacak” dedi. Hüseyin Çelik de, Hasan Çalık’a, “Çıkacak ama bu yaz değil; Parlamento ve siyaset gündemi çok yoğun, biraz sabredin” dedi.
(Murat Unay – habervaktim.com)





