Archive for Temmuz 10th, 2008
Saldırıda kullanılan araç bulundu
İstanbul ABD Başkonsolosluğu’na saldırı düzenledikten sonra kaçan teröristin kullandığı araç bulundu.
İstinye’deki ABD Başkonsolosluğu’na yapılan silahlı saldırıda kaçan 4. teröristin kullandığı aracın İkitelli’de yakalandığı öğrenildi. Aracın incelenmek üzere Gayrettepe Asayiş Şube Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü’ne götürüldüğü öğrenildi. Öte yandan yapılan operasyonda kaçan teröristin bacanağı ve kardeşinin de gözaltına alınarak emniyete götürüldüğü öğrenildi.
Amerika Birleşik Devletleri İstanbul Başkonsolosluğu’na yapılan silahlı saldırının ardından polisin başlattığı geniş kapsamlı çalışmalarda, saldırı olayında kullanılan araç İkitelli’de yakalandı. Saldırı olayının ardından saldırganların dördüncüsü olan ve olay yerinden kaçmayı başaran teröristin kullandığı aracın İkitelli’de bilinmeyen bir adreste ele geçirildiği öğrenildi. Soruşturma kapsamında Kars’ta yapılan operasyonda olayla ilgili olduğu belirlenen Reşat Anlı isimli bir kişi de gözaltına alınarak İstanbul’a getirildi. Öte yandan olayda kullanılan araç ile birlikte saldırıya katılıp olay yerinden kaçan teröristin kardeşi ve bacanağının da gözaltına alınarak emniyete götürüldüğü öğrenildi. Ford Fiesta markalı aracın, bulunmasının ardından incelenmek üzere Gayrettepe’deki Asayiş Şube Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Müdürlüğü’ne götürüldüğü öğrenildi. Yeni gözaltılarla birlikte saldırı olayıyla ilgili ifadesi alınan kişi sayısının 6 olduğu öğrenildi.
PKK, Almanlara şart koştu
Terör örgütü PKK, Ağrı Dağı’nda kaçırdığı Alman vatandaşlarını serbest bırakmayacağı duyurdu. Terör örgütü, rehinelerin can güvenliği için operasyonların durdurulmasını isterken, Almanya’nın PKK ve Kürt düşmanlığından vazgeçtiğini belirten bir açıklama yapmasını istedi.
Kendisine yakın internet sitelerine açıklamalarda bulunan terör örgütü, “Almanya, örgüte karşı olan politikalarına son vermedikçe, rehineler serbest bırakılmayacak.” dedi.
Terör örgütü PKK, Ağrı Dağı’nda kaçırdığı Helmut Johann, Martin Georpe ile Lars Holper Reime adındaki 3 Alman dağcının kendileri tarafından ‘gözaltına’ alındığını açıkladı.
Can güvenlikleri nedeniyle operasyonların durdurulmasını isteyen terör örgütü, Alman dağcılarının durumunun iyi olduğunu belirtti.
Almanya PKK ve Kürt karşıtı politikalarından vazgeçtiğini açıklamadığı sürece, 3 Alman vatandaşını serbest bırakılmayacağı kaydedilen açıklama şöyle denildi: “9 Temmuz günü Ağrı Dağı’nda 3 Alman vatandaşı güçlerimiz tarafımızdan gözaltına alınmıştır. Sağlık durumları iyidir. Ancak can güvenliklerinin sağlanması ve korunması için Türk devleti tarafından alanda yürütülmekte olan operasyonların durdurulması gerekmektedir. Alman halkına karşı bir düşmanlığımız olmadığı gibi şu an gözaltında bulunan Alman vatandaşlarına karşı her hangi bir kötü müdahale veya uygulama olmamıştır. Alman devletinin Kürt halkına ve PKK’ye karşı yürütmekte olduğu düşmanca politikalarından vazgeçtiğine dair bir açıklama yapmadığı sürece, gözaltında bulunan Alman vatandaşları bırakılmayacaktır.”
İşte öldürülen terörist Çınar’ın fotoğrafı
ABD İstanbul Başkonsolosluğu silahlı saldırıda bulunan ve çıkan çatışmada öldürülen El Kaide militanı Bülent Çınar’ın tekstil atölyesinde çalıştığı öğrenildi.
Bülent Çınar’ın İstanbul’daki ailesi, oğullarının çatışmada öldürülen Erkan Kargı tarafından kandırıldığını dile getirdi. Çınar’ın dayısı Celal Öz, “Bülent öyle bir çocuk değildi. Erkan Kargı tarafından kandırıldı. Tekstil atölyesinde çalışıyordu. Askerden yeni geldi. Yaklaşık 1 aydır Erkan ile takılıyorlardı, ne zaman tanıştıklarını bilmiyorum.” diye konuştu. Öz, Erkan’ın Bülent’i gizli gizli bir yerlere götürdüğünü ve kafasını yıkadığını söyledi.

Öte yandan, çatışmada öldürülen Bülent Çınar’ın 9 ay önce askerden geldiği belirtildi. Çınar’ın askerde çektirdiği bir fotoğrafında, önündeki uzun namlulu silaha ait mermilerle bir kadının ismini yazması dikkatlerden kaçmadı.

CİHAN
Saldırı ile ilgili 4 kişi gözaltında
İçişleri Bakanı: ABD konsolosluğuna yapılan saldırı soruşturmasında toplam 4 kişi gözaltında.
İçişleri Bakanı Beşir Atalay, ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğu önündeki polis noktasına yapılan saldırının, eldeki görüntüler ve bilgiler incelendiğinde ortaya çıkan genel kanaatin ”bir intihar eylemi” şeklinde olduğunu bildirdi.
Bakan Atalay, İstanbul Emniyet Müdürlüğünün Vatan Caddesi’ndeki Yerleşkesi’nden ayrılışı sırasında, basın mensuplarının soruları üzerine yaptığı açıklamada, olayın tüm boyutlarıyla ilgili çalışmaların sürdüğünü söyledi.
Şu anda ihtiyaç duyulanın, saldırganların irtibat noktalarının tespit edilmesi olduğunu dile getiren Atalay, ”Bu manada tespitler yapıldı. Şu anda 4 kişi gözaltında. Bunlardan 3′ü İstanbul’da. Biri İstanbul dışından getirildi” diye konuştu.
Atalay, bu kişilerden alınan bilgileri önemsediklerini ve elde edilen bilgiler genişledikçe başka gözaltıların söz konusu olabileceğini ifade ederek, ”Olay hem MOBESE görüntüleri hem oradaki başkonsolosluğun görüntüleri ve olayla ilgili bütün boyutlar incelendiğinde, genel kanaat bir intihar eylemi gibi görüntü var” dedi.
Beşir Atalay, öldürülen saldırganların herhangi bir örgütle bağlantılı olup olmadıklarına ilişkin soru üzerine, teröristlerden sadece birinin daha önce yurt dışına çıktığının tespit edildiğini, bu kişinin bir yerde eğitim görüp görmediği üzerinde çalışma yapıldığını, böyle bir irtibat varsa onun üzerinde de durulduğunu söyledi.
”Olay yerinden uzaklaşan aracın bomba yüklü olduğu” iddialarının hatırlatılması üzerine Atalay, ”Arabayla ilgili öyle bir bilgi bizde yok. O bilgi nereden çıktı bilmiyoruz, arabada bomba varmış gibi falan. Öyle bir bilgi hiçbir yerde yok. O plakalarla ilgili arabalar bulundu ve yanlışlık var. Onlar başka vatandaşlara ait, bu olayla ilgili olmayan arabalar. Onu da ifade etmiş olayım” diye konuştu.
”DÖRDÜNCÜ KİŞİNİN KİMLİĞİ TESPİT EDİLEMEDİ”
İçişleri Bakanı Atalay, herhangi bir örgüt ismi veremeyeceğini, araçla kaçan dördüncü kişinin kimliğinin de henüz tespit edilemediğini belirtti.
Atalay, teröristlerden birinin Guantanamo üssünden bir süre önce salıverildiğine ilişkin haberlerin sorulması üzerine, ”Basında çok spekülatif, değişik bilgiler, yorumlar var. Biz tabi o tür yorumları yapamıyoruz. Elimizde bilgi, veri oldukça sizlerle paylaşıyoruz. Bir de bu bilgiler ve veriler, olayı bütün boyutlarıyla delillendirme ve gerekçelendirme yönünden bizim için önemli. O dediğiniz boyutlarda bize ulaşan en küçük bir bilgi yok” dedi.
ALMAN DAĞCILARIN KAÇIRILMASI
Bakan Atalay, Ağrı Dağı tırmanışı sırasında terör örgütünce kaçırılan 3 Alman dağcı ile ilgili soruyu yanıtlarken, şu bilgileri verdi:
”Ağrı Dağı’nda öyle bir olay oldu. 3 Alman vatandaşı, teröristler tarafından kaçırıldı. Orada da diğer Alman vatandaşların ifadeleri alındı. O olay da inceleniyor. Alman makamlarıyla yakın irtibat içindeyiz. Buradaki büyükelçilikle ve Almanya İçişleri Bakanı ile telefon görüşmelerimiz oluyor. Biraz sonra yine onlarla görüşeceğiz. Bunlarla irtibat içinde bu olayın da takibini sürdürüyoruz.”
10.Temmuz.2008 14:17:37
Köşk’te bir sürpriz görüşme daha
Mit Müsteşarı Emre Taner, Çankaya Köşkü’ne çıktı.
Cumhurbaşkanı Gül’ün bugünkü programında yer almayan bu görüşme ’sürpriz’ olarak değerlendirildi.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Hilmi Özkök’ün Çankaya Köşkü’nde yaptıkları toplantının ardından Mit Müsteşarı Emre Taner’in de, Çankaya Köşkü’ne geldiği öğrenildi.
Öte yandan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Hilmi Özkök’ün bir araya geldiği öğle yemeği sona erdi.
Çankaya Köşkü’nde basına kapalı gerçekleşen yemek, yaklaşık iki saat sürdü. Emekli Orgeneral Özkök, Çankaya Köşkü’nden ayrılırken açıklama yapmadı. Yemekte, zeytinyağlı dolma tabağı, patatese sarılı lagos, roka salatası, frambuazlı bezeli tart, Türk kahvesinden oluşan menü ikram edildi.
Saat 14.00 itibariyle Çankaya Köşkü’nden ayrılan emekli Orgeneral Özkök’e, Köşke gelirken Cumhurbaşkanlığı korumaları, çıkışta ise Genelkurmay Başkanlığı’nın korumaları eşlik etti.
Cumhurbaşkanlığı yetkilileri, yemeğin, ”Cumhurbaşkanı Gül’ün kamuoyunda belli bir konuma sahip, değişik kesimlerden kişilerle bir araya gelmesi” çerçevesinde gerçekleştiğini belirtti.
10.Temmuz.2008 15:04:29
Hain saldırıda son dakika iddiaları
ABD Başkonsolosluğuna düzenlenen hain saldırının detayları belli olmaya başladı.
3 polisimizin şehit olduğu hain saldırıda asıl hedefin ABD konsolosluk görevlileri olduğu iddia edildi.İddiaya göre teröristler önce güvenlik görevlilerini etkisiz hale getireceklerdi.
Daha sonra ise plan şöyle işleyecekti: Teröristlerden biri vize işlemi yaptırıyormuş gibi içeri girip güvenlik görevlilerini etkisiz hale getirecekti.Güvenlik görevlileri etkisiz hale getirildikten sonra dışarıda bekleyen diğer teröristler içeri girip konsolosluk görevlilerini yaylım ateşine tutarak öldüreceklerdi.
ABD konsolosluğuna düzenlenecek olan bu saldırıyı planlayan kişinin El Kaide üyesi olduğu gerekçesiyle Guantanamo’ya götürülerek daha sonra serbest bırakıldığı öğrenilen Raif Topçu’nun organize ettiği iddia edildi.Sık sık Afganistan’a gidip geldiği anlaşılan Topçu, en son bir ay önce Türkiye’ye giriş yapmış.
Hain saldırıyı gerçekleştiren 4 kişi ile Türkiye’de tanıştığı düşünülen Topçu’nun saldırıyı düzenleyenleri hangi gerekçelerle kandırdığı ve nasıl irtibat kurduğu ise araştırılıyor.
Bu arada bir başka iddiaya göre ise, saldırının gerçekleştirildiği saatte ABD konsolosluğunda ABD’li önemli isimlerinde katılacağı bir toplantı yapılması düşünülüyormuş. Fakat toplantının son anda konsolosluğun hemen yakınındaki yabancı bir ilaç firmasının konferans salonunda yapılması kararlaştırılmış.
SAMANYOLUHABER
Bu maile SAKIN inanmayın !
Microsoft’un mesaj gönderene çil çil para ödediğini iddia eden SPAM mesajı uzun bir aradan sonra tekrar sahnede…
Bir zamanlar, Microsoft’un özel bir çalışma yaptığını ve size gelen e-posta mesajını ilettiğinizde size para ödeyeceğini belirten SPAM mesaj internette çılgınlar gibi dolaşıyordu. Hemen hemen her dile (bu arada Türkçeye de) çevirilen bu mesaj şimdi tekrar dolaşmaya başladı.
Mesaj ilk ortaya çıktığı 2006 yılında Microsoft’tan Charles S. Bailey tarafından gönderilmiş gibi görülüyordu. Yeni SPAM mesajında ise yerelleşme söz konusu. Mesaj artık Türkiye’den bir matematik öğretmeninden gelmiş gibi görünüyor, mesajın doğruluğunu onaylayan ve Microsoft’tan çuvalla para kazandığını iddia eden ise Bilkent Üniversitesindenmiş gibi yazılıyor. Bunun dışında 2006 yılında yayınlanan mesajla içerik tamamen aynı. Ve elbette yalan.
Mesaj değişik yollardan yayılıyor, örneğin size de bu hafta içinde bir arkadaşınızdan gelmiş olabilir. Peki ne yapılmalı? İlk iş olarak mesajı hemen silin ve gönderen arkadaşınızı da uyarın, bir daha böyle yalanlara kanmasın.
İşte söz konusu mesajın içeriği
Tekrar dolaşmaya başlayan SPAM mesaj metni aşağıdaki gibi görülüyor.
Eğer doğru ise süper değilsede kayıp yok. Umarım doğrudur. Denemesi bedava nasıl olsa. Normalde bu tarz haberleri iletmiyorum, ama bu haber iyi bir arkadaşımdan, avukat olan arkadaşımdan geliyor ve iyi bir fırsat gibi görünüyor. O, doğru diyorsa gerçekten doğrudur. En azından insanı kaybedecek bir şeyi yok. Bana şunları anlattı: avukatım ve yasaları biliyorum. bu bir gerçek. Aldanmayın, aol ve intel, aynı pepsicola`nın kısa süre önce general elektrik ile yaptığı gibi, mahkeme karşısına çıkmaktan ve milyonluk tazminatlardan korktukları için sözlerini tutuyorlar. Sevgili arkadaşlar lütfen bunu bir şaka olarak görmeyin. Bill Gates şu an servetini dağıtıyor. Buna karşılık vermezseniz ileride bunun için pişman olabilirsiniz.
Windows hala en sık kullanılan program. Microsoft ve aol şu an bu metin ile bir deney yapıyorlar (e-mail beta test). Bu maili arkadaşlarınıza gönderdiğinizde microsoft iki hafta boyunca izini sürebilir ve sürecektir. Bu maili ileten her kişi için microsoft 245 euro ödeyecektir.Bu maili gönderdiğiniz ve bunu devam ileten her kişi için microsoft 243 euro ödeyecektir. Bu maili alan üçüncü kişi için ise microsoft 241 euro ödeyecektir. Iki hafta sonra microsoft size posta adresinizi teyit etmeniz amacıyla size ulaşacaktır ve size bir çek gönderecektir.
Saygılarımla,
— Türkiye’den bir kişinin iletişim bilgileri, isim vs. —
Microsoft’un daha önce bu konuda yaptığı açıklama
Kamuoyunu, son günlerde Microsoft ile ilgili olarak İnternet ortamında yoğun biçimde dolanan ve gerçeği yansıtmayan e-posta mesajları konusunda bilgilendirmek amacıyla, bu açıklamayı yapma gereği duyuyoruz.
Özellikle son birkaç gündür yoğunlaşan söz konusu mesajlarda, Microsoft’un bir deney yaptığından ve mesajı başka adreslere ileten (forward eden) kişilere para ödeneceğinden söz edilmektedir.
İlgili mesajın doğruluk payı yoktur. Microsoft Corporation söz konusu e-postada iddia edilen bir çalışma içerisinde kesinlikle değildir. Aksine Microsoft, yemleme ile küresel mücadele girişiminde tüketicileri eğitmek, suçluların yasal takibini sağlamak ve yemleme tehdidine karşı teknolojiler geliştirebilmek için yasal merciler, çok sayıda sektör ve hükümetle bir arada çalışmaktadır.
“Hoax” adı da verilen bu tür mesajlar, “virüs, ödül, yardım, vb.” konulardaki asılsız içerikleriyle heyecan yaratarak kullanıcıların zamanını boşa harcamalarına neden olmaktadır. Bu yöntem ayrıca, yoğun mesaj zinciri içinde geçen e-posta adreslerini ele geçirerek, daha sonra kullanıcılara istekleri dışında mesajlar göndermeyi amaçlayan kötü niyetli kişiler tarafından da yaygın biçimde kullanılmaktadır.
Kullanıcıların kötü niyetli e-posta mesajları ve bilgi sızdırma girişimlerine karşı korunmalarına yönelik önerilerimizi ekte bulabilirsiniz. Durumu kamuoyuna açıklama konusundaki hassasiyetimize gösterdiğiniz anlayış için teşekkür eder, iyi çalışmalar dileriz.
Saygılarımızla,
Microsoft Türkiye
Gül ile neden görüştüğünü açıkladı
10 Temmuz 2008 16:15
Eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök bugün Cumhurbaşkanı Gül ile yaptığı görüşmenin sebebini açıkladı ve bir de çok ilginç mesaj verdi…
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün davetine uyarak Çankaya Köşkü’ne çıkan eski Genelkurmay Başkanı Emekli Org. Hilmi Özkök, 2 buçuk saat süren görüşme hakkında bilgi verdi.
Emekli Orgeneral Özkök, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Milliyet Yazarı Fikret Bila’ya verdiği demeçten dolayı görüştüğünü açıkladı….
Eski Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Özkök, Fikret Bila’ya söylediklerinden dolayı Cumhurbaşkanı Gül’ün kendisinden bilgi almak istedğini belirtti…
“KASAPTAKİ ETE SOĞAN DOĞRANMAZ”
Türkiye’nin kilitlendiği Ergenekon davasında tanıklık yapıp yapmayacağı sorusuna “Kasaptaki ete soğan doğranmaz” yanıtını veren Özkök, Genelkurmay Başkanlığı görevindeyken dönemin Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur’un darbe girişimi yapıp yapmadığı konusunda Milliyet yazarı Fikret Bila’ya verdiği demeçte, “Böyle bir girişim var da diyemem yok da diyemem” demişti…
İşte Hilmi Özkök’ün Fikret Bila’ya verdiği o röportaj:
Ergenekon soruşturması, eski Jandarma Genel Komutanı emekli Orgeneral Şener Eruygur ve eski Ege ve 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Hurşit Tolon’un tutuklanmalarıyla yeni bir boyut kazandı.
Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek’e ait olduğu öne sürülen günlüklerde, 2004 yılında, kuvvet komutanlarının bir darbe hazırlığı içinde oldukları, dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök’ün darbe düşüncesine karşı çıktığı ve destek vermediği bilgileri yer alıyordu. Org. Özkök’ten destek alamayan bu hazırlığın daha sonra dönemin Jandarma Genel Komutanı Org. Eruygur tarafından devam ettirildiği öne sürülmüş, “Sarıkız” ve “Ayışığı” adlarıyla darbe hazırlığı yapıldığına ilişkin bilgisayar çıktısı belgeler basına yansımıştı. Emekli Org. Eruygur tutuklandıktan sonra bu kez “Eldiven” adı verilen yeni bir darbe planı iddiası Taraf gazetesi tarafından gündeme getirildi.
‘Vardır da demem, yoktur da’
Anlaşılıyor ki bu iddialar Ergenekon soruşturması ve davasında da önemli yer tutacak. Eski Genelkurmay Başkanı Org. Özkök’e dünkü görüşmemizde bu iddiaları anımsatarak sordum:
Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Ora. Özden Örnek’e ait olduğu öne sürülen günlüklerde yer alan, sizin destek vermediğiniz darbe hazırlığı iddiaları ve komutanlar arasındaki toplantı ve diyaloglara dayandırılan olaylar yaşandı mı?
- Anılarda geçtiği öne sürülerek gündeme getirilen bu olaylarla ilgili olarak, ne vardır, ne yoktur derim. Başka bir ifadeyle ne teyit ederim, ne tekzip ederim. Benim söyleyebileceğim budur.
‘Amirale itibar etmek lazım’
Hilmi Paşa’ya iddiaların kaynağı olarak gösterilen ünlü günlükleri de sordum:
Gazeteci Alper Görmüş, bu günlüklerin eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Ora. Özden Örnek’e ait olduğunu ısrarla iddia ediyor. Bu konuda kendisine ispat hakkı tanınmasını istiyor. Beraat ettiği hakaret davasında günlüklerin Özden’in bilgisayarından çıktığının tespit edildiğini vurguluyor. Özden Amiral ise dün yaptığı açıklamada ikinci kez günlüklerle ilgisinin olmadığını tekrarladı. Sizin düşünceniz nedir?
- Bir taraf, “Günlükler Özden Amiral’e ait” diyor. Amiral ise, “Benim ilgim yok, bana ait değil” diyor. Ben amirale itibar edilmesi gerektiğini düşünüyorum. “Bana ait değil” diyorsa, amirale itibar etmek lazım.
Tanık olur mu?
Org. Özkök’e, “Mahkeme tanıklığınıza başvurmak isterse, tanık olur musunuz” sorusunu da yönelttim. Hilmi Paşa şu yanıtı verdi:
- Onu o zaman düşünürüz. Hukuki mekanizmayı bilmiyorum. Eğer benim Genelkurmay Başkanlığı dönemimle ilgili bir tanıklık istenecekse, o zaman belki Genelkurmay’ın devreye girmesi gerekebilir. Tanıklık için Genelkurmay’a başvurmaları gerekebilir. Genelkurmay adli müşavirliği bir değerlendirme yapar, ona göre hareket edilir diye düşünüyorum. Ama, dediğim gibi, hukuki mekanizmayı da tam bilmiyorum. Ben hukukçu değilim. Bunları da tahmini olarak söylüyorum. İncelemiş değilim.
‘Durumlarına üzülüyorum’
Hilmi Paşa, eski komutanlar Şenuygur ve Tolon’un tutuklanmasına ve ortaya çıkan tabloya nasıl bakıyor?
Hilmi Paşa bu soruma şu yanıtı verdi:
- Komutanlar, arkadaşlarımız. Durumlarına çok üzülüyorum. Asker arkadaşlarımın bir an önce bu süreçten tertemiz çıkmalarını istiyorum ve diliyorum. Bir an önce sonuçlanmasını diliyorum. Çünkü uzun süre, kişilerin de kurumların da töhmet altında kalmaları doğru bir şey değil. Ceza da varsa, cezayı çekmek de insanı rahatlatır. Ünlü ‘Suç ve Ceza’ romanı, bu psikolojiyi çok iyi anlatır, biliyorsunuz.
Dönemin Genelkurmay Başkanı, darbe hazırlığı iddialarını ne doğruluyor ne yalanlıyor.
(Haber 7)
‘Betisli’ Aurelio ilk kez konuştu
İspanya’nın Real Betis takımı ile anlaşan milli futbolcu Mehmet Aurelio, ”Fenerbahçe ile hiçbir sorunum olmadı, ancak Real Betis’in bana verdiği teklif daha iyiydi” dedi.
Real Betis ile bugün 3 yıllık kontrat imzalayacak olan Aurelio, sağlık kontrolünden geçmek üzere hastanede bulunurken telefonda verdiği demeçte, Fenerbahçe’de çok arkadaşı olduğunu ve Türkiye’ye ‘aşık olduğunu’ belirtip, Real Betis’e gelişinin bunu değiştirmeyeceğini söyledi.
Fenerbahçe’ye gelecek sezon özellikle Şampiyonlar Ligi’nde ‘büyük şans’ dileyen Aurelio, Real Betis’in de İspanya’daki önemli kulüplerden biri olduğunu ve her zaman La Liga’da oynamak istediğini kaydetti. 31 yaşındaki futbolcu, ”Real Betis’e geldiğim için mutluyum. Burada da çalışıp kendimi göstermek istiyorum” dedi.
Milli futbolcu ayrıca, A Milli Takım’da oynamaya devam etmek istediğini, teknik direktör Fatih Terim’in çağırması halinde her zaman göreve hazır olduğunu ifade etti.
(AA)
Paşa’ya ‘zina’ çok dokunmuş!
Daha önce Ergenekon Terör örgütü zanlılarını savunan ve AK Parti ile Başbakan Erdoğan’a karşı ABD’nin ‘darbe’ yapmasını ima eden Beyaz Saray eski Danışmanı Michael Rubin’in editörü olduğu The Middle East Quarterly dergisi, sayfalarını emekli bir Türk generale açtı.
TÜRKİYE’DE LAİKLİK DEMOKRATİKTİR’ İDDİASI
Emekli General Haldun Solmaztürk’ün ‘Türkiye Laikliği demokratiktir’ başlığıyla Rubin’in dergisinde kaleme aldığı yazıda, AK Parti ve Erdoğan’a ağır eleştiriler yöneltti. Brokings Enstitüsü Türkiye masasından Ömer Taşpınar’ın Türkiye’deki radikal laiklik uygulamalarını eleştirdiği Foreign Affairs’teki yazısına cevap veren Solmaztürk, Taşpınar’ın ‘Erdoğan ilerlemeci, demokrat ve Avrupa’ya inanmış biri’ sözlerinin gerçeği yansıtmadığını öne sürdü.
ZİNA ÖRNEĞİNİ VERDİ
Solmaztürk, bu iddiasını perçinlemek için ileri sürdüğü argümanlar ise dikkat çekici. Solmaztürk, Erdoğan’ın 2004 yılında zinanın suç sayılması gerektiği yönündeki girişimleri olduğunu belirtirken, Erdoğan’ın başörtüsü konusunda ‘Din alimleri karar vermeli’ sözlerini söylediğini belirtti.
E-MUHTIRA’YI SAVUNDU
Taşpınar’ın 27 Nisan muhtırasının anti-demokratik olduğuna dair sözlerini eleştiren Solmaztürk, ordunun bu muhtırasının Erdoğan’ın YÖK ve Danıştay’a yönelik eleştirileri bağlamında ele alınması gerektiğini iddia etti. Solmaztürk, Danıştay’a gerçekleştirilen saldırının da ‘İslam düşmanlarını öldürme’ amacıyla yapıldığını iddia ederek, cumhurbaşkanlığı seçiminin bir konsensüs sağlanmadan yapıldığını yazdı.
ÖNCEKİ CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMLERİNDE KONSENSÜS ARANMIŞ
Solmaztürk, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde parlamentoda bir konsensüs arandığını iddia ederek, Erdoğan’ın çoğunluğuna güvenerek istediği kişiyi Cumhurbaşkanı seçtirdiğini ve sorunun da buradan kaynaklandığını ileri sürdü.
‘ERDOĞAN, SUUDİ TARZI ÖRTÜ İSTİYOR’ İDDİASI
Solmaztürk, Taşpınar’ın ‘Türkiye’de başörtülülere özgürlük yok’ sözlerini de eleştirerek, Türkiye’deki örtünün Suudi Arabistan’dakinden farklı olduğunu, Gül ve Erdoğan’ın Suudi tarzı örtüyü savunduğunu ileri sürdü.
MÜSLÜMAN KİMLİK TÜRK KİMLİĞİNİN ÖNÜNE GEÇTİ
Solmaztürk, 2005 yılında Türklerin yüzde 43’ünün önceliği Müslüman kimliğe verdiğini, ancak 2006’da halkın yüzde 51’inin önceliği Müslüman, daha sonra da Türk kimliğine verdiğini ifade ederek, Erdoğan’la birlikte Türkiye’de İslamlaşma olduğunu kaydetti.
Solmaztürk, yazısının sonunda da Erdoğan’ı ima ederek, ‘Demokrasiler sultanlar tarafından yönetilmez” dedi.
(habervaktim.com – Dış Haberler)





