amatör çizer

en amatör çizerin en profesyonel sitesi

Archive for Temmuz 7th, 2008

AKP’de tepkiler bugünden başladı

without comments

Eski Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener’in yeni parti kurma girişimlerine karşı AKP’den ilk tepkiler bugün gelmeye başladı.

Merkez Yürütme Kurulu (MYK) öncesi konuşan AKP Genel Başkan Yardımcıları ve Grup Başkanvekilleri, Şener’in partiden istifa etmesi gerektiğini belirttiler.
AKP MYK toplantısı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında AKP Genel Merkezi’nde başladı. MYK üyeleri, toplantı öncesinde gazetecilerin Şener’in parti girişimiyle ilgili sorularını yanıtladılar. Şener’in halen AKP MKYK üyesi olduğunu anımsatan gazetecilerin, “Bu davranış etik mi” sorusu üzerine Grup Başkanvekili Nihat Ergün, “Şener’in parti kurmadan önce yapması gereken işler var” dedi. “İstifayı mı kastediyorsunuz?” diye soran gazetecilere Ergün, “Kendisi onu düşünecektir” yanıtını verdi.

“BİZİM AİLEYİ TERK ETMELİ”

Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş ise Şener’in yeni parti girişimini “Başka yerlerle flört ediyorsa bizim aileyi terk etmesi daha uygun olur” diye değerlendirirken sert değerlendirmelerden biri de Genel Başkan Yardımcısı ve Gaziantep Milletvekili Fatma Şahin’den geldi. Şener’in bir an önce istifa etmesini isteyen Şahin, “Yaptığı açıklamalar etik değil. Parti misyonuna uygun hareket etmediğini düşünüyorum” diye konuştu.
AKP Grup Başkanvekillerinden Nurettin Canikli, konuyu değerlendireceklerini ancak MYK’nın böyle bir gündemi olmadığını söylerken, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, gazetecilerin sorularını “Öyle bir şey mi var?” diye geçiştirdi. (ANKA)

Hayal’in dilinden Yazıcıoğlu düşmedi

without comments

07 Temmuz 2008 18:31
Hasin Hayal bugünkü duruşma çıkışında adeta şov yaptı. ‘Yaşasın Büyük Birlik, yaşasın Alperenler’ diye bağırdı. Peki bu duruma BBP lideri Yazıcıoğlu ne dedi?

BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu Hrant Dink cinayeti sanıklarından Yasin Hayal’in BBP ve kendisi hakkındaki sözlerini değerlendirirken, “BBP ve Muhsin Yazıcıoğlu’na karşı kurgulanmış senaryolar devam ediyor” dedi.

BBP Genel Merkezi’nden yapılan yazılı açıklamada, Yazıcıoğlu’nun Hrant Dink cinayeti sanıklarından Yasin Hayal’in BBP ve kendisi hakkındaki sözlerini nasıl değerlendirdiğini soran gazetecilere “BBP ve Muhsin Yazıcıoğlu’na karşı kurgulanmış senaryolar devam ediyor” yanıtını verdiği söyledi.

Açıklamaya göre, olayı provokasyon olarak değerlendiren Yazıcıoğlu “anlaşılıyor ki yeni perdeler açıldıkça yeni senaryolar da oynayacaktır. Bekleyip göreceğiz” dedi

Basına açık ilk duruşması sona eren Hrant Dink davasında, söz alan Yasin Hayal, duruşmaya ilk kez katılan basına “selam ve saygılarını ileterek” başlamış ve “Yüce Türk milletinin lideri Muhsin Yazıcıoğlu’nu selamlıyorum. Ey müslümanlar, ey Alperenler kalbinizi ferah tutun. BBP iktidara gelene kadar kervan yürüyecek.” demişti.

AA

10 yıl önceki arzusu gerçekleşti

without comments

Varili sadece 11 Dolar olan petrolün fiyatının ‘144 Dolar olmalı’ sözleri bir hayal ürünü olarak görülmüştü. Laden’in 10 yıl önceki isteği bugün gerçekleşti ve petrolün varili 144 Dolar oldu.

11 DOLAR’DAN 144 DOLAR’A ÇIKTI
Usame Bin Laden. 11 Eylül 2001 tarihinde New York’taki Dünya Ticaret Merkezi’nin ikiz kulelerine gerçekleştirilen uçak saldırılarının sorumlusu olduğu iddia ediliyor. Laden aynı zamanda varlığı tartışmalı El Kaide örgütünün de lideri olarak biliniyor. Laden, bundan tam 10 yıl önce kendisiyle yapılan röportajda, 1998 yılında, Amerika’ya karşı ‘savaş’ ilan ettiğinde, o dönemde varili sadece 11 Dolar olan petrolün, varil fiyatının en az 144 Dolar olması gerektiğini söylemişti.

AMERİKA 36 TRİLYON DOLAR ÇALDI
Laden’in 10 yıl önce olmasını arzuladığı rakam bugün gerçek oldu ve petrolün varili tam 144 Dolar oldu. Laden, o dönemde, Amerika’nın petrol fiyatını düşürerek, Müslümanlardan 36 trilyon Dolar çaldığını belirtmiş ve petrolün gerçek fiyatının 144 Dolar olması gerektiğini söylemişti.

HAYAL OLARAK GÖRÜLMÜŞTÜ
Laden’in 10 yıl önce söylediği (o zaman petrolün varili 11 Dolar’dı) bir hayal ürünü olarak görülmüştü. Ancak son birkaç ayda petrol fiyatları tavan yaptı ve 144 Dolar’a çıktı. Laden’in 10 yıl önce olmasını istediğinin bugün gerçekleşmesi, Laden’in ‘zaferi’ olarak değerlendiriliyor. 

(habervaktim.com – Dış Haberler)

Written by guncelolay

Temmuz 7, 2008 at 6:24 pm

dünya gündemi kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,

kpps soru ve cevaplarını buradan indirebilirsiniz

bir yorum

Kewell kendini savundu

without comments

Harry Kewell’ın G.Saray’a transfer olması Leeds United taraftarlarını çok kızdırdı

İngilizlilerin öfkesinin nedeni Galatasaray ile Leeds United arasında 2000′de oynanan yarı final maçına dayanıyor. 2000 yılındaki UEFA yarı final maçında 2 Leedsli taraftar öldürülmüştü. Buna karşın Kewell, kendini ve Galatasaray’ı savundu.
 
Liverpool’dan bu yaz serbest kalınca Galatasaray’a transfer olan Kewell, Leeds’e olan saygısı nedeniyle önceden giydiği 10 numaları forma yerine sarı-kırmızılı ekipte 19 numaralı formayı giyeceğini belirtti.

Kewell ayrıca Leeds United’a olan sevgisinin ve saygısının hiç bir zaman değişmeyeceğini söyledi. Avusturalyalı yıldız Galatasaray’a transfer olmasının nedeni ise fubolu çok sevmesine ve Galatasaray’ın o ölümlerle hiç bir ilgisi bulunmamasına bağlıyor.

Written by guncelolay

Temmuz 7, 2008 at 2:45 pm

futboldan haber kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,

İlk kez basına açık duruşma

without comments

Agos gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin davanın duruşmalarının açık yapılması kararlaştırıldı.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, sanıklardan Ogün Samast, Erhan Tuncel, Yasin Hayal, Zeynel Abidin Yavuz, Ersin Yolcu, Ahmet İskender, Mustafa Öztürk, Tuncay Uzundal, Coşkun İğci, Erbil Susaman, Veysel Toprak ve Salih Hacı Salihoğlu katıldı.

Duruşmada, mahkeme başkanı, duruşmanın sesli ve görüntülü olarak kayıt edildiğini hatırlattı.

Heyet Başkanı daha sonra sanıklardan Ogün Samast’ın 28 Haziran 2008′de 18 yaşını doldurmasından dolayı yargılamanın açık yapılıp yapılmamasına ilişkin iddia makamının görüşünü sordu.

Cumhuriyet savcısı, duruşmanın açık yapılması yönünde görüş bildirdi.

Mahkeme, Samast’ın 18 yaşını doldurduğunu göz önüne alarak, duruşmaya açık olarak devam edilmesine karar verdi. Bu kararın ardından basın mensupları ve izleyiciler salona alındı.

Söz alan sanık Ogün Samast’ın avukatı Levent Yıldırım, duruşmanın kapalı yapılması yönündeki talebini iletti. Mahkeme heyeti, avukat Yıldırım’ın talebini reddetti.

Duruşma, tutuksuz sanıklardan Coşkun İğci’nin ifadesinin alınmasıyla ve açık devam ediyor.

 
07.Temmuz.2008 13:57:47

Written by guncelolay

Temmuz 7, 2008 at 2:13 pm

Metris’te ilk gece nasıl geçti ?

without comments

Aralarında iki orgeneral ve ATO başkanı Aygün’ün bulunduğu tutuklu Ergenekon sanıkları konuldukları Metris cezaevinde ilk gecelerini geçirdiler.

Tutuklanan Tolon ve Eruygur karantina yerine iki kişilik koğuşlara alındı, yemek olarak taze fasülye ve pilav ikram edildi.

Ergenekon soruşturması kapsamında yapılan son operasyonla gözaltına alınan 21 kişiden, aralarında iki emekli orgeneral, bir emekli albay ve ATO Başkanı Sinan Aygün’ün de bulunduğu 10 kişi tutuklanarak Metris Cezaevi’ne konuldu. Emekli orgeneraller Şener Eruygur ve Hurşit Tolon’un devletin güvenliğine ve anayasal düzene karşı suçlar işledikleri gerekçesiyle tutuklandığı öğrenildi.

Eruygur’un ve Tolon’un avukatları, tutuklamalara tepki gösterdi. Ergenekon operasyonunun 6. dalgasında gözaltına alınan 21 kişiden en son hâkim karşısına çıkan zanlılar, Eruygur ile Tolon oldu.

Ergenekon Operasyonu kapsamında tutuklanan emekli Orgeneraller Hurşit Tolon ve Şener Eruygur, Metris Cezaevi’nde kaldıkları ilk gece önce karavana yemeği yedi. Paşalar karantina yerine iki kişilik koğuşlara alındı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nde dört gün süren sorgularının ardından Beşiktaş’taki İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na sevk edilen emekli paşalar, Savcı Zekeriya Öz tarafından sorgulandı. Ergenekon terör örgütünün liderliği suçlamasıyla mahkemeye sevk edilen Tolon ve Eruygur, “Terör örgütü kurmak, liderliğini yapmak, TC. Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlarından tutuklandı.

Tutuklanan Eruygur ve Tolon’a taze fasulye, pilav ve kompostodan oluşan karavana ikram edildi. Paşalar, bazı ihtiyaçları olduğunu bildirince kantinci evden çağrıldı. Tıraş, temizlik ve bazı yiyecek malzemeleri almalarına imkan sağlandı.

Dört günlük gözaltı süresince ve uzun süren savcılık ifadelerine rağmen sabah 06.30′da kahvaltıya kalktılar. Mönüde beyazpeynir, reçel, zeytin, çay vardı. ATO Başkanı Aygün’e ayrıcalık yapılmadı, diğer mahkumlarla ‘karantina’ya alındı.

Written by guncelolay

Temmuz 7, 2008 at 2:10 pm

güncel kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , , ,

Sorgu sırasında ilginç Aygün detayı

without comments

Cumhuriyet gazetesi Ankara temsilcisi Mustafa Balbay, gözaltı ve mahkemede yaşadıklarını tüm detayları ile anlattı. Çok ilginç bir detayda gün yüzüne çıktı.

Balbay, kendisine ağırlıklı Türk Metal-İş Sendikası Başkanı Mustafa Özbek ve Başkent Üniversitesi Rektörü Mehmet Haberal ile ilgili sorular yöneltildiğini açıkladı. Ergenekon terör örgütü üyesi olmak ve hükümete karşı halkı isyana teşvikle suçlanan Balbay, ART’de yaptığı programda yaşadıklarını ve soruşturmaya ilişkin görüşlerini anlattı. Sorguyu beklerken ATO Başkanı Sinan Aygün ile yan yana oturduklarını belirten Balbay, ilginç bir ayrıntıyı da aktardı. Balbay, “Gözlerini kapamış, kafasını duvara yaslamış, ‘Beni Başbakan yapacaklar’, diye mırıldanıyordu’ dedi. Galiba kafasında siyaset var” diye konuştu.SABAH

Written by guncelolay

Temmuz 7, 2008 at 2:08 pm

güncel kategorisinde yayınlandı

Tagged with , ,

Şener’in ekibinde ismi geçen konuştu

without comments

Şener’in kadrosunda olduğu belirtilen isimlerden AK Parti 22. dönem milletvekili olan Mustafa Eyiceoğlu’ndan bir açıklama geldi.

Yeni bir parti kuracağı belirtilen Abdüllatif Şener’in kadro çalışmaları yürüttüğüne dair haberler, medyada yer almaya başlayınca ön planda kimlerin olacağı da netleşmeye başladı. Şener’in çekirdek kadrosunda olacağı söylenen listede adı geçen Musafa Eyiceoğlu, haberin doğruları yansıtmadığını söyledi. Eyiceoğlu, Haber 7′ye şunları söyledi:

“Burada sayılan arkadaşların hepsi liste dışı kalmış arkadaşlar. Adları orada çıkmış. Bu arkadaşlar, bu hareketin içinde yer alsa da almasa da yalanlamaz. Ama ben kendi durumumu ortaya koymak istiyorum. Ben halen Mersin’de Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığı için bir çalışma yapıyorum.

Ben Abdüllatif Şener ile biraraya gelip iki satır siyaset konuşmuş olsam bunun hiç üzerinde bile durmazdım. Ben siyasi çizgimde neden kırılma yaşayayım ki. Abdüllatif Şener ile geçtiğimiz dönemde 3 kez görüştüm. Birinde bir iftarda denk geldi selamlaştık, iki defa da 22. dönem milletvekillerinin farklı bir ofisi var orada rastlaştık. Bu rastlaşmalarda da en siyasete dair en küçük bir konu konuşmadık.

Böyle bir haber çıktıktan sonra vatandaşlar beni arıyor, “Bu ne demek” diye soruyor. Ben her zaman söylüyorum, biz Recep Tayyip Erdoğan’a oğlu Bilal’den daha saygılıyız.

Written by guncelolay

Temmuz 7, 2008 at 2:05 pm

AKP davasında olmak isteyen CHP’li

without comments

Son gözaltıları eleştiren Türkiye Barolar Birliği Başkanı ve aynı zamanda CHP delegesi olan Özdemir Özok AKP’nin kapatma davasında olmayı istediğini söyledi

2003 yılında dönemin Cumhurbaşkanı olan Ahmet Necdet Sezer’in Anayasa Mahkemesi üyeliğine atadığı fakat CHP delegesi olduğu için bu görevinden istifa eden Türkiye Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok, Vatan Gazetesi’nin Pazar ekine verdiği röportajda, AK Parti için açılan kapatma davasının kararını verecek olan üyeler arasında olmayı istediğini söyledi…

Ergenekon operasyonunda gözaltına alınan Sinan Aygün, Mustafa Balbay, Hurşit Tolon gibi isimleri çok yakından tanıdığını söyleyerek, “Hepsi demokrasiye yürekten inanmış, Anayasa, Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı, Cumhuriyet’in değerlerini savunan, son derece saygıdeğer insanlar” yorumunu yapan Özok, suçlamalar için de, “Bu suçlamaları yapan insanlar, bunun altından kalkmalı.” dedi…


İşte o röportaj:

Türkiye gündeminde iki önemli dava var. AKP’nin kapatılma davası ve Ergenekon soruşturması… Yabancı gazeteler şu günlerde Türkiye’yi değerlendirirken “siyasi sistemin çöküşe geçmekte olduğu” yorumunda bulundular. Siz bu değerlendirmelere katılıyor musunuz?
Bu çok iddialı bir laf. Yabancıların bu değerlendirmelerinin sağlıklı olduğuna inanmıyorum. Türkiye’nin çok önemli iç dinamikleri var. Türkiye, eksiksiz demokrasiyi kuracak, hukukun üstünlüğüne dayalı hukuk devletini yaşama geçirecek yetişkin bir halka sahip.

Ergenekon kapsamında ilk tutuklananlardan Kuddisi Okkır tahliye edildi. Şimdi ölüm döşeğinde ve belki de hiçbir zaman neyle suçlandığını öğrenemeyecek…
Burada adaletin terazisi çok hassas olmalı. Cezaevine sapasağlam giren bir insanı 11-12 ay sonra ölümün eşiğinde yakınlarına teslim etmenin, hukuk devletiyle uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Tutuklama bir tedbirdir, hüküm değildir.

Türkiye’nin saygın isimlerinin Ergenekon kapsamında “terör” suçlamasıyla karşı karşıya kaldıklarını öğrendiğinizde, sıradan bir vatandaş olarak ne hissettiniz?
Tabii ki hayret ettim. Kendileri çok yakından tanırım. Sinan Aygün, Mustafa Balbay, Hurşit Tolon gibi isimler çok saygı duyduğum insanlardır. Kuşkusuz, her insan hakkında birtakım iddialar ve isnatlar olabilir, ama bu kişilere isnat edilen suçlar benim için sürpriz oldu. Bunu Özdemir Özok olarak söylüyorum. Çünkü hepsi demokrasiye yürekten inanmış, Anayasa, Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı, Cumhuriyet’in değerlerini savunan, son derece saygıdeğer insanlar.

13 aydır tutuklu bulunan insanlara her geçen gün yenileri ekleniyor. Sizce bu toplumda “Yarın sıra bana gelir mi” diye bir endişeye yol açmaz mı?
Dikkat ederseniz, Türkiye olağanüstü bir dönem yaşamıyor. Bu kararlar, Türkiye’de hukuk devleti kural ve kurumları içerisinde işleyen bir sistemden çıkıyor. Burada önyargılar ve amaçlar olabilir. Ama bu söylendiği gibi bir senaryonun parçasıysa, bu senaryonun parçasına alet olan ve bu senaryoyu yaratan yargıç ve savcılar varsa hukuk devletinde yaptıkları yanlarına asla kalmaz. O yüzden, biz hukukun üstünlüğüne ve yargının bağımsızlığına inanıyoruz. Bunu asla günlük siyasi polemiklerle karıştırmamak lazım.

Gözaltına alınanların çoğu, Cumhuriyet mitinglerini düzenleyen kişiler. Bu bir tesadüf mü?
Gözaltına alınan kişilerin hepsinin çizgisi belli. Ulusalcı, Cumhuriyet’in değerlerine sahip çıkan, özgürlükçü demokrasiden yana olan insanlar. Bu bir tesadüf değil. Ben bu iddianamenin içinde ne olduğunu bilemiyorum. Ama bu arkadaşlarla ilgili iddianamedeki suçlamaların, haklı olup olmadığına hem mahkeme, hem de kamu vicdanı karar verecek.

Kamuoyunda AKP’nin kapatma davası ile Ergenekon’un bir çeşit hesaplaşma olduğu konusunda hakim bir kanı var. Siz ne düşünüyorsunuz?
Türkiye’de devam eden milyonlarca davada, birçok haksız tesadüfler bir araya gelebilir. Bunun da bir tesadüf olduğunu umuyorum. Bu mukayeseyi bir hukuk adamı olarak aklımdan dahi geçirmek istemiyorum.

Sizce, yargının üzerinde bir “siyasi” baskı var mı?
22 Temmuz 2007’de AKP Genel Merkezi’nin balkonundan Türkiye’ye seslenen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı ben her zaman görmek istiyorum. O balkondan, “Yüzde 47 oy aldık, yüzde 53’ün teminatı da biziz. Özgürlük ve demokrasi bizim temel hedefimizdir. Hukukun üstünlüğü, hukuk devleti bu ülkede vazgeçilmez ilkelerdir. Gerçekten Atatürk ilke ve devrimleri bu ülkenin geleceğinin teminatıdır” dedi. Ben bu sözlerinin arkasında durmasını umut ediyor, arzu ediyor ve bekliyorum. Yapılanlar ortada, icraat ortada… Bizim AKP ile bir hesabımız yok, kimseyle bir alıp vereceğimiz yok.

Ergenekon soruşturmasını başlatan Ümraniye’de bir gecekonduda bulanan bombalar, mahkeme kararıyla imha edilerek ortadan kaldırıldı… Şüphelilerin avukatları bu şekilde delillerin karartıldığını iddia ediyor. Sizce de deliller karartılıyor mu?
Bu iddiaya katılmıyorum. Çünkü imha edilen bombalar laboratuvarlarda balistik incelemelerden geçirildi. Bu bombaları muhafaza etmek, emniyet yönünden veya başka nedenlerden dolayı sakıncalı olabilir. Yoksa müsadere edilen her türlü delil, her türlü suç aleti yargılamanın sonuna kadar muhafaza edilmek zorundadır.

Sinan Aygün polisler tarafından götürülürken, “Atatürk’ü sevdiğim için gözaltına alınıyorum” dedi. Bir başkası çıkıp TV’den “Atatürk’ü sevmiyorum” diyor. Toplumda Atatürk ile ilgili bir paronaya mı oluştu?
Sinan Aygün öyle büyük bir haksızlıkla karşı karşıya kalmış ki, bu sözleri bir isyan, bu bir tepki, bu bir karşı duruş. Mustafa Balbay da Türkiye’nin yetiştirdiği önemli gazetecilerden biri. Benim onlara karşı olan bu subjektif yaklaşımın, başkalarının onlara suçlama yapamayacağı anlamına gelmez. Ama tek bir koşulla. Bu suçlamaları yapan insanlar, bunun altından kalkmalı.

Peki savcı iddianamede bu suçlamaların altında kalkabilecek mi?
Göreceğiz… Biz Türkiye’de hukuksuzluğu egemen kılmaya çalışanlara rağmen, hukukun üstünlüğünü ve yargı bağımsızlığını yaşatacağız. Bizim temel yaşam felsefemiz bu…

Daha önceki bir açıklamanızda, “Keşke bu ’AKP kapatma davası hiç olmasaydı’ demiştiniz. Bu ne anlama geliyor?
Sayın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın Anayasa’nın 69., Siyasi Partiler Kanunu’nun 101. maddesine göre anti-laik uygulamalarda odak noktası olmuşsa dava açma hakkıdır, görevidir, yetkisidir. Benim bütün dileğim, iktidarların sandıkla gelip, sandıkla gitmesi. Çoğulcu ve kalıcı demokrasinin temeli budur. Yoksa hiçbir aydın Türkiye’de bir iktidar partisi için kapatma davası açılmasını istemez, düşünemez.

2003 yılında Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer sizi Anaya Mahkemesi üyeliğine atamıştı ama CHP delegesi olduğunuz için istifa ederek çekilmiştiniz. Bugün gerçekten kritik karar verecek olan Anayasa Mahkemesi üyelerinden biri olmak ister miydiniz?
Biz siyasetin olduğu yerde bu düşüncelere sahibiz ama kamu vazifemizi yaparken objektif, tarafsız, görevimizi ifa ettik. Yansızlığımızı hep koruduk. Anayasa Mahkemesi üyeliği görevinde kalsaydım CHP ve Anayasa Mahkemesi ve Cumhurbaşkanı haksız yere kendini bilmeyen kişiler tarafından yıpratılacaktı. Bunu gördüm o nedenle istifa ettim. Ama keşke bugün orada bulunsaydım.”

Yargı, darbeye alet de olmaz, boyun da eğmez

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sacit Yıldız, soruşturmayla ilgili olarak “Bu bir hukuk darbesidir” şeklinde bir açıklama yaptı. Siz bu görüşe katılıyor musunuz?
Asla katılamam. Hukuk ile darbe bir arada olamaz. Darbenin hukuku vardır. Ama bizim söylediğimiz evrensel hukuk kurallarının, Türkiye’de yıllardır savunduğumuz hukukun üstünlüğünün darbesi olamaz. Hukuk devletinin kurallarını uygulayan yargıç ve savcı darbe ile yan yana getirilemez. Türkiye’de yargının temel görevinin, hukukun üstünlüğünü ve hukuk devletini yaşatmak olduğuna inanıyoruz. Türkiye’de yargı ne darbeye alet olur, ne de darbeye boyun eğer.

İddianamenin hazırlanmasının bu kadar uzun sürmesi hukuki açıdan doğru mu?
Adil yargılanmanın ön koşullarından biri de seri ve çabuk sonuca varmaktır. Bu soruşturma kuşkusuz hem kamu vicdanında, hem de soruşturmaya muhatap olan insanlarda ciddi kaygılar uyandırmıştır. 5271 sayılı CMK yasasında belirtilen bir süre yok. Ama Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, kararlarında soruşturmanın ve onu izleyen kovuşturma evresinin makul bir süre içerisinde yapılmasını öngörmekte.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi eski Yargıcı Rıza Tüzmen, dört günü geçen gözaltılar ve iddianamenin geç hazırlanmasının insan haklarına aykırı olduğunu söyledi. 12-13 aydır süren bir soruşturma var. Bu nedenle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne bir dava açılabilir mi?
Olabilir tabii. Ölçülülük ilkesi burada tartışılabilir. Makul süre önemli… Şimdi bütün bunların cevabı iddianamenin somut sonucuna göre söylenebilir.

Adalet tarihinde dikta rejimleri hariç iddianamesinin hazırlanması bir yıldan fazla süren başka bir soruşturma var mı?
Ben hatırlamıyorum… Şimdi yapılan işe bakacağız. Yapılan işin boyutuyla ortaya çıkarılan sonuç birbiriyle örtüşüyor mu, örtüşmüyor mu hep beraber göreceğiz. Ama şimdi birilerinin yaptığı gibi yargıyı, bu soruşturmayı yapan insanları önyargılı bir şekilde itham edemeyiz. Bu bize yakışmaz.

Başsavcı Vekili Turan Çolakkadı, daha önce hiç 2 bin 500 sayfa iddianame incelemediğini söylüyor…
Sanıyorum kendisi daha 40 yaşında… Sıkıyönetim mahkemelerinde bulunduğum zamanlarda 200-300 sayfalık, Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nde bin sayfalık, örgüt davalarında 500 sayfalık iddianameler hatırlıyorum. 37 yıldır avukatlık yapıyorum, ben de 2500 sayfalık iddianame görmedim. Ama 10 bin sayfalık iddianame de olur. Bunun her satırı, hukuki olmalı. Her satırında, suçlu okurken, “Hakikaten de biz ne yapmışız” demeli. Ama onu okuyan “Allah’tan kork, ben bunu yapmadım, biraz izan, insaf” dedi mi, o iddianame iddianame değildir.

Bu kadar çok sayfalı bir iddianame ne kadar sürede incelenebilir?
2500 sayfa bir iddianameyi hakkını vererek incelemek istiyorsan, 15 gün boyunca sabah 09.00 akşam 17.00 mesai yapmak gerekir.

Ergenekon soruşturmasıyla yapılmak istenen, bir terör örgütünü çökertmek mi, yoksa AKP iktidarına en sert muhalefeti yapan blok mu tasfiye ediliyor?
AKP’ye yapılan bir muhalefeti etkisiz hale getirecek bir yargıcı, bir savcıyı Türk yargı yaşamında düşünemiyorum. Aklımın kenarından bile geçiremem. Bütün savcıların ve yargıçların objektif, ulusal değerleri, hukukun üstünlüğünü, hukuk devletini ve yargı bağımsızlığını hedeflediğini umuyorum, bekliyorum ve öyle olacağını varsayıyorum. Bir defa “AKP’nin muarızlarını ben susturacağım” diye bir savcı ortaya çıkmışsa Türk yargısı adına bundan daha büyük bir felaket olamaz. Cumhuriyet değerleri kendisine teslim edilmiş olan hiçbir savcı, “AKP’nin muarızlarını yok edeyim” diye yola çıkamaz. Çıkmamalıdır. Böyle bir düşüncenin bile Türkiye’de egemen olduğunu kabul etmeme imkan yok.

(Vatan)

Written by guncelolay

Temmuz 7, 2008 at 2:03 pm

güncel kategorisinde yayınlandı

Tagged with , ,