amatör çizer

en amatör çizerin en profesyonel sitesi

Archive for Temmuz 6th, 2008

Birand:’Türkiye’de din devleti kurulamaz’

without comments

”Türkiye sadece Türkler tarafından yönetilmeyecek kadar değerli bir toprak parçası” diyen Birand türbanlı ikizlere ‘iddia ediyorum din devleti kurulamaz’ dedi.

Kübra ve Büşra ile ikidebir köşesi

Gazetecilik serüvenine Galatasaray Lisesi’nde başlayan Birand, Abdi İpekçi ile kurduğu iyi diyologla mesleğini güçlendirmiş. Ona göre gazeteciliğin anlamı; sürü içinde kafayı kaldırabilmek.

Türk televizyonlarının elmacık kemikli, ince uzun parmaklı, güleç yüzlü, Avrupai duruşlu bir anchormani var. O Mehmet Ali Birand. Hatta öyle güleç ki, siz onu ana haber bülteninde sunuşunda kahkaha atarcasına güldüğünü görebilirsiniz. Birand maddi sıkıntılarla geçirdiği çocuklukla üniversite okuyamamış. Ama o dünya liderleriyle konuşmayı başaran, 32. gün programı ile birlikte Türkiye’ye bir çok gazeteci kazandırmış bir isim. ”34 yıllık kariyerini ve ömrünü kısacık bir kelimeyle özetliyor. O kelime sadece “mutluluk.” Biz bu kısacık kelimeden uzun bir röportaj çıkardık. Nasıl mı?

Kübra

Zaman yolculuğu yaptık ve onunla doğduğu 1941yılına gittik. Güleç yüzünden kurtulan ilk söz buruk bir ‘babasızlık’ kelimesi oldu. Müfettiş bir babanın oğluydu ve zor geçen çocukluk döneminin ardından parasızlık üniversite kapısında acı yüzünü gösterdi. Okuyamadı Birand, gözleri önüne düştü ama bu onun gazateci olmasını engellemedi ve Abdi İpekçi’nin aracılığıyla Milliyet’te gazeteciliğe başladı. Tam hayatını yoluna koymuştu ki ‘emektar’ dediği annesini kaybetti. Ölümlerin yoruculuğla 20 yılını Avrupa’da geçirdi. Sonra mı…sonrasında söz Mehmet Ali Birand’a düştü…

Büşra

 Birand soyadı nereden geliyor?

Bilmiyorum ki. Dedem “Biz and içtik birkere içeriz” diye konuşmalar yapmış zamanında, ondan sonra Birand kalmış. Sevdiğim için soyadımı hiç araştırma gereği duymadım.

Nerelisiniz peki?

Babam tarafından Karadeniz Ereğli, annem Güneydoğulu. İkisi de esmer. Ama ben sarışın olmayı isterdim.

Hızla 1941′e geri dönelim mi?

Dönelim ama ilkokul öncesini değil sonrasını daha çok hatırlayabiliyorum.

Nasıl bir ailede büyüdünüz?

Babamı hiç tanımadım. Ben iki yaşındayken 42 yaşlarında kalp krizinden ölmüş. Beni abimle beraber annem büyüttü. Annemiz her şeyimizdi.

Zor olmadı mı?

Olmaz mı? Babam o zamanlar tekel bakanlığında çalışan müfettişti. Çok parası olan biri değildi, orta halli bir memur ailesiydik. Öldüğünde de kasası açıldığında içinden bir borç senedi çıktı o kadar.

Babasızlık sizde nasıl bir boşluk yarattı?

Mesela; Baba unsuru nedir? Hayatta insanın hangi eksiğini tamamlar? Bunları bilmiyorum.

Ya sonra…

Sonra annem bizi üç aylıklarla yaşatabilmek için büyük mücadele verdi. Çok zor bir dönem. Onun bize yaptığı fedakarlığı ona ödeyemeden kaybettik diye hala çok üzülüyorum. Bu bende hayatım boyunca travma yaratmıştır.

Annenizi kaybettiğinizde kaç yaşınızdaydınız?

32 yaşındaydım. Yeni evlenmiş, gazeteciliğe yeni başlamıştım. Hayatımı yola koyduğumda ise onu kaybetmiştim.

Babanız yoktu. Hayatınızdaki model kimdi?

Bir süre abimdi. Sonrasında modellerim değişmeye başladı. Dayımı ve ailedeki tüm erkekleri model aldım. Sonra kendi kendime bir model oluşturdum. Ama babanın verdiği bir koruma olmuyor tabi ki. Ona danışırsınız, sizi uyarır ama bende bunlar olmadı. Olan biten her şeyi kendim bulmak zorunda kaldım. Ama avantajım vardı elbette çünkü evlendiğim kadın çok sağduyuluydu. Bu sayede işim daha kolay oldu.

 

MESLEKTE KİMSEYİ KISKANMADIM

Maddi zorluklar nedeniyle üniversite okuyamadınız. Ama Middlesex Üniversitesi’nden fahri doktora ünvanını aldınız. Gidemediğiniz için hala üzülüyor musunuz?

Uzun bir zaman iz bıraktı. Bir süre sonra bu durum sizin sisteminizden çıkıyor artık. Üniversiteli olsanız da olmasanız da artık sizin için pek birşey fark etmiyor. Ama üniversite doğru dürüst okuyanlar için farklı bir dünya veriyor ve o zaman başarı şansınız artıyor. Tabi nice başarısız, okumamış sadece not alan üniversite menzunları da vardır o ayrı. Zamanında etkiledim tabi.

Albert Einstein: ‘Hayal gücü bilgiden önemlidir. Bilgi sınırlıdır, hayal gücü dünyayı kuşatır.’ diyor.

Hayal gücünün öyle olduğu doğru. Ama bilgiyle hayal gücü birbirini çok tamamlar. Bırakalım üniversiteyi ve bilgiyi diyemeyiz. Mühim olan ikisini de iyi dengelemek. İyi biçimde ne yapmayı biliyorsanız o işi yapın. İyi otomobil tamircisi olun, iyi gazeteci olun. İyi olmak için üniversite mezunu olmanız şart değil.

Gazetecilik sizin için zorunluluk muydu?

Hayır çok isteyerek başladım gazeteciliğe. Hatta ilk Galatasaray Lisesi’nde okul dergisiyle başladım. O günden itibaren kafama koymuştum. Sonra Galatasarayla irtibatlı olduğu için Abdi (İpekçi) abiyle irtibat kurdum. Binbir türlü şirinlik yaparak tavladım. Bana kimse de gazeteci ol demedi.

Peki sizin için nedir gazetecilik?

Bir koyun sürüsünden kafasını kaldırıp çevresine bakan tek koyun olarak görüyorum gazeteciyi. O sürünün içinde bir tanesi kaldırır. Siz bir şeyi bilmişsinizdir.

34 yıllık meslek yaşamınızda; Can Dündar, Soner Yalçın gibi bir çok başarılı isimi bu sahaya kazandırdınız…

Kıskanç değilimdir. Mesela; sevdiğim bir muhabirin yanlışını gördüğümde onunla karşılaştığımda hemen söylerim.

İnsan başarılı olup da hem kendisine hem de çevresine nasıl faydalı olabiliyor?

Çok kolay. Bunu ben Galatasaray’da öğrendim. Bir insana küçücük birşey öğretsen seni hep hatırlayacaktır. Ama en iyi işi yapsan da seni her zaman hatırlamayabilir. Çok iyi gazeteci olsan da böyle. Benim gösterdiğim en ufak şeyi hayatı boyunca tekrarlayan bir insan beni hatırlayacaktır. Çok büyük bir zevk, bunu tatmak gerekir.

Size geri dönüşü oldu mu?

Hem de nasıl. Ama ben hiçbir zaman benim yetiştirdiğim kişi demedim. Çünkü ben onlarla beraber yetiştim. Hâlâ da öğreniyorum.

Bu kadar seneden sonra bunu hâlâ söyleyebilir misiniz?

Bunu ben biliyorum dediğinde olmuyor. Birebir başımdan geçti. Milliyet gazetesindeyken beni röportaj yapmam için bir isme yönledirmişlerdi. “O adam bana röportaj vermez” dedim ve gitmedim. Ertesi gün başka bir gazetede röportajını gördüm. O anda bir değer yargısına vardım. O yüzden çevremdekilere bilgi verdim bugüne kadar. Zaman zaman eleştirilerime “niye söyledi?” diye kızmış olabilirler ama ne yapıyım. Ben buyum.

ANCHORMAN’LİĞİM İLE İLGİLİ ELEŞTİRİLERİ UMURSAMIYORUM

Yaser Arafat, Saddam gibi dünyaca tanınan bir çok önemli isimle röportaj yaptınız. En çok hangi isim de zorlandınız?

Hiç zorlanmadım. Çünkü şöyle düşünüyorum. Senin işin röpotaj yapmaksa benim için de Yeni Şafak’ta bir röportajımın çıkması enteresan. Bir yerde uzlaşıyoruz ve yapıyoruz. Bana da aynısını yapıyorlar. Saddam veya Merkel için de öyle. Türkiye için “röportaj vermem iyi olur” diyorlar ve kim olduğunu soruyorlar. Sizin için “iyidir” deniliyor ve görüşüyorsunuz. Ama artık kendim ayarlıyorum.

Dışarıyla irtibatınız çok iyi. O dönemde nasıl oluyor da sadece siz irtibata geçebiliyorsunuz?

Çünkü o dönemde benden başkası yoktu ve benim kadar başka kimse ilgilenmiyordu. O zamanlar Türk gazeteci dedikleri zaman karışılarında Mehmet Ali Birand’ı buluyorlardı.

Konjonktürle ilgili yani…

Evet. İşinizi de iyi yaptığınızda onlar size geliyor. Şimdi de Suriye başkanı arıyor “Birand bey sizinle söyleşi yapmak istiyor” diyorlar. Artık tersine döndü. Tabi, bu çok uzun zaman sonra oldu.

En çok kimden etkilendiniz?

Abdi İpekçi. Çünkü Abdi İpekçi’nin o zamanlar için “Ben AP lilerle konuşurum CHP’lilerle konuşmam” gibi bir ayrımı yoktu. Hepsiyle konuşurdu. O yüzden ben bugün AKP lilerle, Askerle ve CHP’lilerle de konuşuyorum. Gazetecinin tarafı olmaması gerekir. Tarafınız olduğunda siz militan gazeteci oluyorsunuz. Şimdi en kötü dönemden geçiyoruz militan gazetecilikte.

CNN ve BBC spikerleri gibi görünüyorsunuz. Neden bu duruş?

O bilgiyle oluyor. Yirmi yılımı Avrupa’da geçirdim. İzleyicinin yüzde 99′u sadece buradaki insanların, tutumunu ve duruşunu görüyor. Ve onlar iyi örnek değil. Ben iyi örneklerini gördüm. O yüzden bazıları nefret eder benden.

Evet anchormanliğiniz çok eleştirildi. Hiç bırakmayı düşünmüyor musunuz?

O tür eleştirilere hiç kulak asmam. Ama haberle ilgili yanlış bir duruş varsa bakarım. Onun dışındaki konuşma şeklimle ilgili eleştirilere kulak asmam. Kendime güvendiğim için tabi.

Euro 2008 Avrupa Kupası Hırvatistan maçı sonrasındaki anahaber bülteninde kurşunlanma haberini sunarken neredeyse kahkaha atıyordunuz. Size insanların kurşunlanması çok mu gülünç geldi?

Önceki haberi iyi kapatmak istiyorsunuz ondan sonraki habere geçerken de hemen değiştiremiyorsunuz. Zaten bu son derece normal. Orada “Ah kurşunlandı ne de güzel oldu” demeye çalışmıyorsunuz. Çok ayrıntı üzerinde duruyoruz millet olarak. Mesela; Fatih Terim’in maç kazanması değil de orada dururken yaptığı hareketler insanların dikkatini çekiyor. Kime ne? Kazanıyorsa bitmiştir. Ben ay sonunda elimdeki rayting listesinin başında Kanal D haberi görüyorsam umursamam eleştirileri.

Peki en iyi eleştirmeniniz kimdir?

En iyi eşim eleştirir. Bazen sinirlendiğim de oluyor ama kızdığım şeylerin büyük çoğunluğunu kızdıktan birkaç saat sonra kanıksarım.

Eflatun der ki: ‘Mutluluk çok şeye sahip olmak değil, az şeye ihtiyaç duymaktan geçer.’

Kendimi çok mutlu görüyorum. Çünkü çok keyif aldığım bir işi yapıyorum. Her sabah kalktığımda “Bugün ne kadar güzel insanlarla karşılaşacağım.” diyorum.

Evet çok pozitif bir tarafınız var ama bu hep böylemiydi?

Evet hep böyledi.

Geçirdiğiniz 34 yılın içerisinde neler var?

Pespembe bir yaşam, mutluluk ve başarı var. Aslında sadece kalan şey mutluluk. Yoksa ben size başımdan geçen binlerce hikaye anlatabilirim. O çok önemli değil. Geçmiş ve bitmiş. Geriye bakmaktan hiç hoşlanmam. Bugünü yaşarım. Hayat birgün kelebek gibi. 90 sene yaşıyorsun ama ne ki 90 dakika.

KÜPE TAKMAYI ÇOK İSTEDİM

Duvarınıza asılı isminiz yazan çerçeveler, karikatürler ve aslında bir odaya sığmış başarı var. Bu sizi şımartmıyor mu?

Şımarmıyorum ama üzülüyorum.

Neden?

Kitap yazmak istiyorum ama çok yoğun olduğum için yazamıyorum.

Ne yazmak istiyorsunuz?

Hissettiklerimi yazmak istiyorum. Bir taraftan da baktığımda benim ne hissettiğim kimi ilgilendirir diyorum. Hayat o kadar büyük bir hızla gidiyor ki, benim bırakacağım ancak insancıl hisler ve tecrübeler olabilir.

Ölüme ne kadar yakınsınız?

Yakın değilim. Hiç sevmiyorum ölümü. Kaçıyorum hep.

Ömür bir gün deyince akla ölümü çok düşündüğünüz geliyor…

Ama son zamanlarda başladı. Ben artık otuz yıl sonrasını düşünemiyorum.

Merak etmeyin çok dinamik görünüyorsunuz…

Kendime bakarım. Bana bu parayı veriyorlarsa benim işimi iyi yapmam gerekir.

Orijinal bir insan olduğunuzu düşünüyor musunuz?

Orijinal değilim. Bir insan orijinal olur mu? bundan da emin değilim. Çünkü herkes birbirinden çok etkileniyor. Ben kimseden etkilenmem insanlar benden etkilenir diyemem. Bende etkilerle bir yere geldim. Ben beğendiklerim etkisinde kaldım.

Peki uzun yıllar medyanın içindesiniz. Hiç bıkmadınız mı, ekrandan, siyasi takipten…

İnsan çok çabuk alışıyor. Başka işlerden uzaklaşmaya başlıyorsunuz. Ama tabi arada bir sıkılıyorsunuz. Birkaç gün uzak kalmak iyi ama bir aydan sonrası iyi gelmiyor.

Özel yaşamınızı neden bilmiyoruz. Gazeteci olma dışında kimsiniz?

Kimse görmesin etmesin diye çekinmem. Medyanın dışında çok arkadaşım olduğu için bilinmiyor. Ama bunların dışında benim başka bir dünyam vardır.

Nasıl bir dünya o?

Hafta sonları müzik dinleyerek, okuyarak, yaz aylarında tekneyle dolaşarak geçen, kış ayrında ise mümkün olduğu kadar sık yurt dışına giden birisiyim.

Bu dünyada aynı zamanda aksesuar merakınız da var. Şapka, dövme, yüzük gibi.. Nereye gitti onlar?

Evet çok seviyorum. Eskisi kadar sık takmıyorum ama küpe takmayı çok istedim olmadı. Çünkü insanlara küpeyi çok yakıştırıyorum. Bir de ağırlık koleksiyonum var. Ağırlık biriktiriyorum.

Terazi mi?

Evet. Nedenini bilmiyorum ama çok seviyorum.

İddia ediyorum: Türkiye’de din devleti kurulamaz

“Türkiye Türklere bırakılmayacak kadar zengin bir ülke” mi?

Yok öyle demedim. Türkiye sadece Türkler tarafından yönetilmeyecek kadar değerli bir toprak parçası. Eğer siz boğazın en güzel yerine gecekondu yapmaya kalkarsanız yaptırmazlar. Burada İranla ittifak halinde Amerika’ya karşı politika yaptırmazlar. Bu uluslararası gerçektir. Bu sözü söylediğimde herkes “Namussuzu görüyor musun ne dedi.” dediler bana. Şunu iddia ediyorum. Türkiye’de bir din devleti kurulamaz. İran gibi bir din devleti kuramazsın. Amerika, Avrupa hepsi bir araya gelirler ve bunu yapmanı engellerler.

Bağımlı mı diyorsunuz yani?

Yüzde yüz bağımsızlık diye birşey yok. Herkes birbirine bağımlı. Almanya da bağımlı Amerika da. Amerika en basitinden İncirlik üssünden dolayı Türkiye’ye bağımlı.  

(Yeni Şafak)

Written by guncelolay

Temmuz 6, 2008 at 6:38 pm

güncel kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , , ,

Tuncay’a, Eskişehir ve Ankara’da ekmek yok!

ile 5 yorum

Tuncay Özkan’ın başını çektiği “Biz Kaç Kişiyiz Derneği” tarafından Eskişehir ve Ankara’da  düzenlenen mitinge 250 kişi katıldı.

Eskişehir’de “Biz kaç kişiyiz derneği” tarafından “Hukuka ve Yargıya Saygı” mitingi gerçekleştirildi.

Tuncay özkan’ın organizesinde gerçekleştirilen miting beklenen ilgiyi görmedi. Halkın ve kahvehanelerin yoğun olduğu Odunpazarı meydanında düzenlenen mitinge 250 kişi katıldı.

ÇOÇUKLARA BEDAVA BALON DAĞITTILAR

İlginin az olması nedeniyle mitinge küçük çocukların da getirildiği görüldü. çocuklara bedava balon dağıtıldı.
Semt halkı ise organizatörlerin ısrarlarına rağmen mitinge katılmak yerine eylemin yapıldığı alanın çevresindeki kahvehane ve parklarda oturarak birbirleriyle sohbet edip dinlenmenin tadını çıkardı.

EYLEME GELENLERE, 1 YTL’YE TÜRK BAYRAĞI VE ÇAKMAK SATILDI

Miting alanına girişte ise ilginç olaylar yaşandı. Eyleme gelenlere, çocuklar tarafından biz kaç kişiyiz derneğine yardım için 1 YTL’ye Türk bayrağı ve çakmak satıldı. Vatandaşların parayla satılan Türk bayrağına ilgi göstermemesi dikkat çekti.

Miting sırasında, “Hukuka ve Yargıya sahip çıkalım” ve “Cumhuriyet değil Ak Parti yıkılacak” şeklinde sık sık sloganlar atıldı. Yapılan konuşmalarda ise AK Parti sık sık eleştirilerek, Türkiye için tehlikeli olduğu ileri sürüldü. Mitinge ilginin az olması nedeniyle yapılan konuşma ve atılan sloganlardan sona program sona erdi. Miting sırasında polis, geniş güvenlik tedbiri aldı.

ANKARA MİTİNGİNE DE 25 KİŞİ KATILDI 45 DAKİKA SÜRDÜ

Bizkaçkişiyiz Hareketi’nin Ergenekon operasyonunu protesto ettiği, AK Parti kapatma davasına destek verdiği ‘Hukuka ve Yargıya Saygı’ mitingine yaklaşık 250 kişi katıldı. Yaklaşık 45 dakika süren mitingde Atatürkçülerin susturulmak istendiği öne sürüldü.

Bizkaçkişiyiz Sivil Toplum Platformu’nun 20 ille birlikte Ankara’da ‘Vatan, namus, ahde vefa ve Atatürk’e içten bağlılık’ sloganlarıyla düzenlediği ‘Hukuka ve Yargıya Saygı’ mitingine yaklaşık 250 kişilik bir topluluk katıldı. AK Parti, AB ve ABD karşıtı sloganların atıldığı miting yaklaşık 45 dakika sürdü. Mitingin başlangıcında Atatürk’ün Nutku dinletildi.

Mitingin açılışında bir konuşma yapan Bizkaçkişiyiz Hareketi sözcüsü, emperyalizme karşı mücadelelerinin her türlü baskı ve engellemelere rağmen yurtsever ve ulusalcı çizgide sürdüreceklerini söyledi. Cumhuriyet mitingleriyle bu hareketin kararlılığını gösterdiği belirtilen ortak bildiride, “Yapılan mali, hukuki ve idari baskılar, bir kere daha Atatürçülerin susturulması ve yurtsever ulusalcıların birlikteliğini gölgeleme çabalarıdır” denildi.

Ergenekon operasyonunun bir düzmece olduğunu savunan Bizkaçkişiyiz Hareketi sözcüsü, ülkenin bağımsızlığını ve halkın birliğini, düşünce ve basın özgürlüğünü kimsenin satın alamayacağını dile getirdi.

Konuşmalardan sonra Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi okundu. Hitabenin bitiminde başlayan ezan, miting platformu tarafından ‘Ezanı dinleyelim lütfen’ uyarısıyla dinlendi. Bu sırada mitinge katılan bir bayan “Biz işte böyle laikiz. Ezanı da dinleriz” diye konuştu. Yaklaşık 45 dakika süren miting olaysız şekilde dağıldı.

 

habervaktim.com

Written by guncelolay

Temmuz 6, 2008 at 4:21 pm

güncel kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , ,

‘Doğan’a 90 dakika müdahale ettik’

without comments

TFF Başkanı Hasan Doğan’ın hayatını kaybettiği Özel Bodrum Hastanesi Beyin Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Abdullah Servet, hastanede Doğan’ın ölümüyle ilgili açıklama yaptı.

Gazetecilerin, soruarını cevaplandıran Servet, “Kalp hastalığı nedeniyle ilaç kullandığı yakınları tarafından ifade edildi. Otelde, yolda ve hastanede 90 dakika müdahale edildi. Müdahaleyi uzman arkadaş bizatihi kendisi yaptı. Bir sonuç alamadık.” dedi.

 

Written by guncelolay

Temmuz 6, 2008 at 12:33 pm

futboldan haber kategorisinde yayınlandı

Gül, spor camiasına başsağlığı diledi

without comments

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, dün hayatını kaybeden Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Doğan için çok üzüldüğünü söyledi.

Astana’da düzenlediği basın toplantısı sırasında bir soruya cevap veren Gül,, Doğan’ın ölüm haberini gece Kazakistan’ın kutlama törenleri çerçevesinde Nursultan Nazarbayev tarafından liderlere verilen resepsiyon sırasında öğrendiği söyledi. Gül, Doğan’ın Türk futbolu adına büyük bir kayıp olduğunu ifade ederek yakınları ve spor camiasına başsağlığı diledi.

Written by guncelolay

Temmuz 6, 2008 at 12:30 pm

futboldan haber kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , , ,

‘Bence Ergenekon diye bir şey yok’

without comments

Balbay’la bir araya gelen Art TV’den program arkadaşı Emin Çölaşan, “İnsanlara manevi işkence yapılıyor. Ergenekon diye bir örgüt yok” dedi

”Söyleyecek çok şey var”

Ergenekon terör örgütü soruşturması kapsamında gözaltına alınan ve mahkeme tarafından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay, Art kanalındaki canlı yayınından önce, “Söyleyecek hakikaten çok şey var.” dedi. Balbay’ı kapıda karşılayan program arkadaşı Emin Çölaşan ise, “İnsanlara manevi işkence yapılıyor. Ergenekon diye bir örgüt yok.” dedi.

Programa katıldı

Ergenekon terör örgütüyle ilişkisi olduğu gerekçesiyle Ankara’da gözaltına alınan ve İstanbul’da sorgusundan sonra mahkeme tarafından serbest bırakılan Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay, Art televizyonunda Emin Çölaşan’la her pazar yayınlanan ‘Ankara Rüzgarı’ adlı programa katıldı. Televizyon kanalına gelişinde canlı yayında çiçeklerle karşılanan Balbay, çok iyi olduğunu söyledi. Babasının kucağında Balbay’ı görmeye gelen küçük bir çocuğun ‘arkanızda ben varım’ şeklindeki sözleri üzerine Balbay, “Arkamda senin gibiler olmasa ben zaten kendimde bu gücü hissedemezdim.” dedi. Balbay, programa geç kaldığını belirterek soruları cevaplamadı.

”Bence Ergenekon diye bir şey yok”

Balbay’ın program arkadaşı Çölaşan ise, Balbay’ın serbest bırakılmasının güzel bir olay olduğunu, bir haksızlığın giderildiğini söyledi. İnsanlara manevi işkence yapıldığını iddia eden Çölaşan, “Mustafa’nın terör örgütüyle bağlantısı olacak, olacak şey değil. Bu mümkün olmayan bir olay. Bundan sonraki süreç adaletin vereceği karara kaldı. Burada çok büyük haksızlık yapıldığına inanıyorum. İnsanlara manevi işkence yapılıyor. Bazı insanların cezaevinden cesetleri çıkartılıyor. İnsanlık ötesi bir olaydır. Çok acı olaylar yaşıyoruz, yaşayacağız da. Bu işi tek elden tek düğmeye basarak medyaya sunanlar yanlış yapıyor. Bence Ergenekon diye bir terör örgütü yok.” dedi.

habervaktim.com

 

Written by guncelolay

Temmuz 6, 2008 at 12:25 pm

SALİH MEMECAN’IN YORUMU

without comments

Written by guncelolay

Temmuz 6, 2008 at 12:13 pm

karikatür kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , , ,

‘AK Parti kapatılmayacak’

without comments

Geçtiğimiz hafta Ergenekon Terör Örgütü’ne yönelik soruşturma çerçevesinde tutuklanan emekli Orgeneral Şener Eruygur’un evinde bulunan darbe planı dünyada da şok etkisi yaptı

DARBE PLANI THE GUARDIAN’DA
7 Temmuz’da gerçekleştirilmesi planlanan darbe planına geniş yer ayıran, Pazar günleri The Observer olarak çıkan İngiliz The Guardian gazetesi , ele geçirilen belgelerde protesto mitingleri ardından gerçekleştirilecek suikastlar ve ekonomik kriz bahane edilerek darbe ile sonlanacak planda, amacın AK Parti’yi yıkıp yerine aşırı sağcı laik bir diktatörlük kurmak olduğunu bildirdi.

‘ULUSALCI FANATİKLER IRKÇI BİR REJİM GETİRMEK İSTİYOR’
Belgelerde ortaya çıkan 30 kişilik suikast timine de yer veren gazete, Bilgi Üniversitesi’nden Profesör Soli Özel’in “Fanatik ulusalcılar AK Parti’yi devirmek istiyor. AK Parti, İslami kökenlerine rağmen Avrupa Birliği yanlısı bir parti. Fanatikler, AK Parti’yi yıkarak, yerine ırkçı renklerin hakim olduğu modern ulusal bir Türk ulusçuluğu getirmek istiyor. Bunlar, Batı karşıtı ve Türkiye’nin Rusya, Çin ve hatta İran ile müttefiklik kurmasını istiyor. Bu çok şizofrenik ve paradokslarla dolu bir süreç” sözlerine de yer verdi.

HRANT DİNK’İ ERGENEKON ÖLDÜRMÜŞ OLABİLİR
Ergenekon soruşturması kapsamında ulusalcı hukukçular, laik gazeteciler, aşırı sağcı politikacılar ve hatta mafyanın sorguya alındığına dikkat çeken gazete, savcıların Ergenekoncuların Cumhuriyet gazetesine atılan bombalar ile Hrant Dink suikastinde rol oynadıklarına inandığını yazdı.

ORDUNUN ILIMLI KANADIYLA ANLAŞILDI: AK PARTİ KAPATILMAYACAK
Türkiye siyasetindeki komplo teorilerine göre, Ergenekon’un AK Parti davasıyla dengelenebileceğini de yazan The Guardian, Anayasa Mahkemesi üyelerinin daha önceden AK Parti’yi kapatmayı çoktan karar vermiş olmalarına rağmen, bazı gözlemcilerin, şimdi Ergenekon soruşturmasıyla bu durumun değişebileceğini belirttiğini kaydetti. Gazete, savcıların terörle bağlantılı Ergenekon’a karşı suçlama getirmeye hazır olduğunu belirtirken, gözlemcilerin, ordunun ılımlı kanadıyla AK Parti’nin kapatılmaması konusunda anlaşmış olduğunu düşündüğünü kaydetti.

Şener Eruygur’un askeri lojmanlarda tutuklanmasının, ordunun onayı anlamına geldiğini de kaydeden The Guardian, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ’un ‘sağduyu’ çağrısı yapmasına dikkat çekti.

KÜRTLERİ VE ALEVİLERİ ERGENEKON KATLETTİ
Gazete, Türkiye’nin ulusalcıları ile AK Parti arasındaki mücadelenin sonu ne olursa olsun, Türk siyasetindeki son depremler ülkenin hiç bitmeyen gölge derin devletini ortaya çıkardığını da yazdı. Güvenlik mekanizması içerisindeki gizli ulusalcı unsurların 1990’larda Kürtlere ve Alevilere karşı işlenen cinayetlerin arkasında olduğuna inanıldığını yazan gazete, Soli Özel’in “Eğer Ergenekon duruşması mahkumiyetlerle sonuçlanırsa, Türkiye’de bu çeşit ulusalcılık belki zayıflar” sözlerine yer verdi.

(habervaktim.com – Dış Haberler)

Written by guncelolay

Temmuz 6, 2008 at 12:10 pm

güncel kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , ,

Başbuğ’un ataması erkene mi alınacak?

without comments

Astana’da temaslarını tamamlayan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye’ye hareketinden önce düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin ”Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ’un Genelkurmay Başkanlığı görevine erken başlaması söz konusu olabilir mi?” sorusuna muhatap oldu.

‘İlker Başbuğ’ sorusu

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bir gazetecinin ”Ergenekon” soruşturması kapsamında gözaltına alınan emekli orgeneraller Şener Eruygur ve Hurşit Tolon ile ATO Başkanı Sinan Aygün’ün tutuklandıklarını hatırlatarak, ”Son gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ’un Genelkurmay Başkanlığı görevine erken başlaması söz konusu olabilir mi?” sorusuna, ”Siz de tahmin edersiniz ki bu konularda konuşmamı beklemezsiniz. Her şey tabii ki kendi prosedürü içerisinde, anayasamız, kanunlarımız, geleneklerimiz çerçevesi, içerisinde devam eder” karşılığını verdi. 

Doğan’ın vefatı

Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Doğan’ın vefatının hatırlatılarak duygularının sorulması üzerine de haberi dün gece Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev’in davetinde öğrendiğini belirtti. Gül, şunları söyledi: 

”Çok üzüldüm. Ben de Hasan Doğan’ı yakından tanırdım. Dolayısıyla bütün kabiliyetlerini iyi bilen bir kişiydim. Kendisi çok başarılı bir iş adamıydı her şeyden önce. Ayrıca Türk futboluna da çok büyük katkıları olacağına inanıyordum. Objektif, tarafsız ve Türk sporunun geleceğini düşünen bir vizyona sahip bir arkadaşımızdı. Gerçekten büyük bir kayıp. Çok üzüldüm ama elden bir şey gelmiyor. Kendisine Allah’tan rahmet, tüm ailesine başsağlığı diliyorum.” 

”Bayazıt, arkasında hoş sadalar bıraktı”

Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen’in kendisine ilettiği notu okuyan ve eski milletvekillerinden şair, edebiyatçı ve bestekar Erdem Bayazıt’ın da vefatını öğrenen Cumhurbaşkanı Gül, Bayazıt’a da Allah’tan rahmet, dostlarına ve ailesi başsağlığı diledi. Gül, ”Hayatta böyle şeyler oluyor. Önemli olan arkada hoş sadalar bırakmaktır. Hasan Doğan da Erdem Bayazıt da arkalarında gerçekten hoş sadalar bırakan çok değerli insanlardı” dedi. 

Ermenistan-Türkiye maçı

Cumhurbaşkanı Gül, Ermenistan Devlet Başkanı Serj Sarkisyan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile dün yaptığı sohbetin ve Sarkisyan’ın Dünya Kupası elemelerinde oynanacak Ermenistan-Türkiye maçına ilişkin davetinin sorulması üzerine de liderlerle hem ayaküstü hem de ikili görüşmeler yaptıklarını söyledi. Gül, Sarkisyan ve Aliyev ile yaptıkları sohbetin nezaket görüşmeleri şeklinde geçtiğini ifade etti. Sarkisyan’ın maç davetine ilişkin mektubunu aldığını, kendisine de ilettiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Gül, daveti değerlendirdiğini bildirdi. Gül, ”Maça gidecek misiniz?” sorusu üzerine, ”değerlendirilecek” yanıtını verdi. 

”Atı koyacağımız yeri ayarladık”

Cumhurbaşkanı Gül, bir soru üzerine, geçen yıl aralık ayında Kazakistan’a yaptığı resmi ziyaret sırasında kendisine hediye edilen Cebeli Tarık isimli atın da kısa süre içerisinde Türkiye’ye getirileceğini söyledi. Gül, ”Atı koyacağımız yeri ayarladık. Geliyor” diye konuştu. 

KKTC’ye gitmeyecek

Cumhurbaşkanı Gül, Kıbrıs Barış Harekatı’nın yıl dönümü törenlerine katılmak üzere KKTC’ye gidip gitmeyeceğine ilişkin soru üzerine ise geçen yıl KKTC’ye bir ziyaret yaptığını hatırlatarak, ”Bu yıl başka bir arkadaş gidecek” dedi.

(AA)

Written by guncelolay

Temmuz 6, 2008 at 9:56 am

Ergenekon tutuklusu Okkır öldü

without comments

”Ergenekon soruşturması” kapsamında tutuklandıktan sonra sağlık sorunları nedeniyle tahliye edilen işadamı Kuddusi Okkır, tedavi gördüğü Edirne’deki Trakya Üniversitesi (TÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi Medikal Onkoloji Bölümünde hayatını kaybetti.

Okkır’ın eşi Sabriye Okkır, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ”Ergenekon” soruşturması kapsamında tutuklanan ve sağlık sorunları nedeniyle tahliye edildikten sonra hastanede tedavi gören eşinin yaşam mücadelesini kaybettiğini söyledi. 

Eşi Kuddusi Okkır’ın sabah saat 06.00 sıralarında öldüğünü bildiren Sabriye Okkır, eşinin cenazesini İstanbul’a götüreceğini belirtti.

(AA)

Written by guncelolay

Temmuz 6, 2008 at 7:17 am

güncel kategorisinde yayınlandı

Tagged with , ,

Serbest kalınca bunları söyledi

without comments

”Ergenekon” soruşturması kapsamında sevkedildiği mahkemece serbest bırakılan Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay, ”Mutluyum, ama terör yaralısıyım” dedi.

Serbest bırakılmasının ardından, Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’nde gazetecilere açıklama yapan Mustafa Balbay, basın kartını göstererek, ”İçeriye sadece bu kimliğimle girdim. Gazeteci kimliğimle girdim, gazeteci kimliğimle çıkıyorum” dedi. Balbay, eşini, çocuklarını, gazetesini, okurlarını, dinleyenlerini ve izleyenlerini çok özlediğini söyledi. 

Gazetecinin, kendisinin haberin konusu olmasından nefret ettiğini belirten Balbay, ”Ama maalesef hayat son yıllarda bana çok iyi davranmıyor. Ben söylediklerim, anlattıklarım haber konusu olsun arzu ediyorum, ama bazen de yaşadıklarım böyle oldu” diye konuştu. 

Balbay, şöyle devam etti: 

”Dediğim gibi, yargı aşaması kendi içinde devam ediyor. ‘Şu anda nasıl hissediyorsunuz kendinizi?’ derseniz, mutluyum, ama terör yaralısıyım. Ben, Uğur Mumcu’nun yerinde yazıyorum. Ahmet Taner Kışlalı oda komşumdu. Gazeteciliği onlardan öğrendim. Hukukun üstünlüğünü onlardan öğrendim ve ‘nereden gelirse gelsin terörün her türlüsüne hayır’ sözünü Uğur Mumcu’dan öğrendim. Ama ben bir terör örgütüne üye olmak zannıyla gözaltına alındım. Onlar terörden öldü, ama terör beni yaraladı. Bu sadece kendi içimdeki yara, ama şu anda yaşadıklarıma karşı bir serzenişim yok. Ruh halim, terör yaralısı hissediyorum kendimi.” 

Kendisine yöneltilen soruların tümünün mesleğiyle ilgili faaliyetlerine ilişkin olduğunu belirten Balbay, ”Zaten başka bir şey yoktu ve olamazdı” dedi. 

Balbay, sözlerini, ”Söyleyecek daha çok sözüm var bu ülke için. Bu ülke dışında başka hiçbir yerde yaşamayı düşünmeyen bir gazeteci olarak hepinize teşekkür ediyorum” diyerek tamamladı.

(AA)

Written by guncelolay

Temmuz 6, 2008 at 7:14 am

güncel kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , , ,