amatör çizer

en amatör çizerin en profesyonel sitesi

Archive for Temmuz 4th, 2008

bir çizgi daha

without comments

Written by guncelolay

Temmuz 4, 2008 at 8:11 pm

karikatür kategorisinde yayınlandı

Tagged with , ,

GÜNÜN YORUMU İBRAHİM ÖZDABAKTAN

without comments

Aygün’ün sorgusu tamamlandı

without comments

”Ergenekon” soruşturması kapsamında gözaltında bulunan 2 kişi daha adliyeye sevk edildi

Soruşturma çerçevesinde gözaltında tutuldukları Terörle Mücadele Şube Müdürlüğündeki işlemleri tamamlanan Durmuş Ali Özoğlu ile Neriman Aydın, Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesine götürüldü.

Daha önce, aynı adliyeye çıkarılan emekli Orgeneral Şener Eruygur’un da aralarında bulunduğu 9 kişiden ATO Başkanı Sinan Aygün ile bazı şüphelilerin savcılık sorgusunun tamamlandığı belirtildi.

Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay ile bazı kişilerin ise savcılık sorgularının sürdüğü öğrenildi.
habervaktim.com

Written by guncelolay

Temmuz 4, 2008 at 6:02 pm

PKK’nın, Avrupa’daki elebaşı yakalandı

without comments

Fransa’nın, terör örgütü PKK’nın Avrupa’daki ele başlarından Nedim Seven’i tutukladığı bildirildi.

Fransız Haber Ajansı (AFP), Fransa’da daha önce hakkında terör örgütüne mali destek sağlamak suçundan dava açılan ve adli denetim altında tutulmak kaydıyla serbest bırakılan Seven’in, ”adli denetim şartını ihlal ettiği” gerekçesiyle tutuklandığını duyurdu.

Hakkında uluslararası tutuklama kararı çıkarılan Seven, Mart ayında sahte diplomatik pasaportla Roma’da gözaltına alınarak sorgulanmıştı.

İtalyan basını, terör örgütünün Avrupa’daki ”gizli kasası” olarak bilinen Seven’in, Roma’dan Ermenistan’a gitme hazırlığı içinde olduğunu yazmıştı.

Aralarında Rıza Altun ve Nedim Seven gibi bölücü örgütün Avrupa’daki elebaşılarının da bulunduğu 8 PKK mensubunun, 23 Şubat 2007 tarihinde Paris’te çıkarıldıkları istinaf mahkemesi tarafından tutuksuz yargılanmaları kararlaştırılmıştı.

Paris’te 5 Şubat 2007 tarihinde düzenlenen operasyonlar çerçevesinde terör örgütünün kullandığı bir ”kültür merkezine” baskın düzenlenmiş, çeşitli evraka ve bilgisayarlara el konmuştu. Buraya düzenlenen baskının, terör örgütüne maddi destek sağlayan ve örgütün Avrupa’daki üst düzey sorumluları olduğu tahmin edilen kişilere karşı Paris’in çeşitli banliyölerinde düzenlenen operasyonlar çerçevesinde yapıldığı bildirilmişti.
Tutuksuz yargılanmalarına karar verilenler hakkında, teröre mali kaynak sağlama dışında, ”organize suç” ve ”kara para aklama” suçlarından dava açılmıştı. Fransız basını, tutuksuz yargılanmalarına karar verilenlerin uyuşturucu kaçakçılığı yapmaları olasılığının ciddi düzeyde gündemde olduğunu yazmıştı.

Paris’teki operasyon, 2 PKK’lı teröristin döviz bürosunda kaynağını açıklayamadıkları 200 bin avroyu dolara çevirmek isterken gözaltına alınmaları sonucu başlatılan soruşturma çerçevesinde düzenlenmişti.

Fransa tarafından hakkında adli denetim kararı çıkarılan Rıza Altun’un daha sonra Avusturya üzerinden kuzey Irak’a gittiği belirlenmişti.

Fransa’da terör örgütü PKK’nın faaliyetleri, 1993 yılında yasaklanmıştı.

(AA)

Written by guncelolay

Temmuz 4, 2008 at 6:00 pm

dünya gündemi kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , , ,

Erdoğan Koç’u fena bombaladı

bir yorum

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti İl Başkanları toplantısının açılışında konuştu. Erdoğan işadamı Rahmi Koç’un ‘bıyıklı ve sakallı çalıştırmam’ sözlerine ilginç bir şekilde tepki verdi.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ”Bizler hiçbir zaman bu ülkede ayrımcılığın tarafı olmadık. ‘Ben iş yerime sakallı veya bıyıklı olanları asla almam’ diyenlerden yana olmadık. Bunlar ayrımcılığın ta kendisidir” dedi.
    
Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi’nde düzenlenen 46. Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nın açılışında yaptığı konuşmada, siyasetin sorunlara çözüm üretme ve milleti bir bütün olarak kucaklama sanatı olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
    
”Efendim, işte ‘22 Temmuz akşamı sayın Başbakanın yaptığı konuşma sadece orada kaldı. Maalesef, ondan sonra buna uyulmadı’ gibi bir argüman üretildi son zamanlarda dikkat ederseniz. Bu da, ne yazık ki kasıtlı bir argüman. Niye? Çünkü biz o akşam yaptığımız konuşmayı bir milat kabul ederek yapmadık. Biz o güne kadar yaptığımız icraatların o akşam dile getirilmesini, tekrar edilmesini sağladık. Ondan sonra da yine aynı şekilde bu sürece devam ediyoruz. Zira bizler hiçbir zaman bu ülkede ayrımcılığın tarafı olmadık.
    
‘Ben iş yerime sakallı veya bıyıklı olanları asla almam’ diyenlerden yana olmadık. Bunlar ayrımcılığın ta kendisidir. Bugün dünyanın neresinde böyle bir ilkel anlayış var? Kendi insanları arasında böyle bir ayrımcılığı yapmanın sosyolojik anlamda bir tanımı olabilir mi? İnsana bakışın böyle bir tanımı olabilir mi? Bu insanlar düşünebiliyor muzunuz bu ülkede bir çok şeylerin ne yazık ki konuşulduğu zaman güya kendilerine saygı duyulduğunu zannediyorlar. İşte bu insanların bu ülkede primi yok. Bunu böyle bilmeleri lazım. Karşılığı yoktur.
    
Bunlar ancak kendi lobilerinde kalırlar. Zira bu insanlar asla benim vatandaşlarım arasında kendilerine o arzu ettikleri sevgiyi, o arzu ettikleri saygıyı bulamazlar. Eğer bunu ben söylüyorsam ve burada eğer bana taraf deniliyorsa, evet ben bu anlamda tarafım. Niye? Çünkü benim vatandaşlardım arasında böyle bir ayrımı yapma hakkına kimse sahip olmamalıdır. rti olarak, biz sadece bize oy verenlerin hizmetkarı değiliz. Biz, bize oy vermeyenlerin de hizmetkarıyız.”

 Erdoğan, ”Son günlerde yaşanan sıcak gelişmeler, sağduyu içerisinde ve soğukkanlılıkla izlenmelidir. Hukuki süreç belli bir noktaya gelmeden, iddianame ortaya çıkmadan savunmalar belli olmadan olayın spekülasyonlara açılmasını, mesnetsiz ve kaynağı belli olmayan bilgilerin ortada dolaşmasını doğru bulmuyoruz” dedi.

Erdoğan konuşmasına şöyle devam etti:

“Türkiye’nin istikrarını kazandığı, her alanda büyük bir atılım hayata geçirdiği bir dönemde yaşadığımız olaylar milletimiz için elbette sıkıntılıdır. Ancak her milletin tarihinde sonu düzlüğe ve ferahlığa çıkan böyle sancılı dönemler vardır. Burada önemli olan, her insanımızın sağduyulu davranması, bütün bu yaşananların aklıselim çerçevesinde değerlendirilmesidir. Burada duygusallık olamaz.

Türkiye bir hukuk devletidir. Demokratik bir ülkedir. Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir. Hukukun üstünlüğü ‘olmazsa olmaz’ımızdır. Bu çerçevede, partimiz hakkında açılan kapatma davası sürecinin başından bugüne kadar hukuka saygı noktasında gösterdiğimiz dikkat ve hassasiyet herkese örnek olmalıdır.

Başta medyamız olmak üzere herkesten ricam, hukuki süreci sıkıntıyı sokacak, hukuki nezaketi zorlayacak tutum ve eylemlerden hassasiyetle kaçınmalıdır. Özellikle gerek asker, gerek polis bütün güvenlik kurumlarımızı yıpratacak yorumlardan, haksız isnat ve eleştirilerden özenle kaçınmalıdır. Cumhuriyetimizin her kurumu muteberdir, önemlidir ve yıpratılmamalıdır.”

Written by guncelolay

Temmuz 4, 2008 at 2:14 pm

güncel kategorisinde yayınlandı

‘Bu bir mason taktiğidir’

without comments

Son ÜAK toplantısında YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e barış mesajları gönderilmesi akademik çevreleri kaygılandırdı. Bazı akademisyenler 5 ay önce yaşananların unutulmaması gerektiği uyarısında bulundu ve “mason taktiği” benzetmesi yaptılar.

Üniversitelerarası Kurul Başkanı ve Akdeniz Üniversitesi Rektörü Mustafa Akaydın, 30 Haziran’da gerçekleştirilen ve YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan’ın da katıldığı toplantıda yaptığı konuşmada 5 ay önce yaşanan sorunları hatırlatmış ve “Belki bugün kaseti geri sarsak, başa dönsek hepimiz bundan birtakım çıkarsamalar yapsak, bir daha bu olayları yaşamazdık diye düşünüyorum. Bunun çok samimi duygular olarak algılanmasını istiyorum. Bugün gelinen birliktelikten büyük bir mutluluk duyuyorum. Hepimizin tek ortak amacı, Türk yükseköğretiminin çıkarları” şeklinde şaşırtıcı bir açıklama yapmıştı.

5 ay önceki saygısızlık unutulamaz 

Ancak Akaydın’ın bu ifadeleri samimi bulunmadığı gibi bir oyunun parçası olarak nitelendirildi. Konu ile ilgili olarak habervaktim’e açıklamalarda bulunan Muğla Üniversitesi Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Selçuk Özdağ, yaklaşık 5 ay önce göreve yeni atanan YÖK Başkanı Özcan’ı alkışlar ve “Türkiye laiktir laik kalacak” sloganları ile protesto eden ÜAK Başkanı Mustafa Akaydın ve yasakçı rektörlerin son toplantıda barış havası estirmelerini anormal olarak değerlendirdi. 

Birinci olan rektörler atanmamalı

ÜAK toplantısında yaşananları elitist bir yaklaşım olarak nitelendiren Özdağ, “Uzlaşma taktiği timsahın gözyaşlarıdır. Cumhurbaşkanı ve YÖK Başkanı dikkat etmeli ve bu oyuna gelmemelidir. Geçmiş cumhurbaşkanlarının yaptığı temayülleri unutmadık. Gül, rektörlük seçimlerinde kanunun kendisine verdiği tüm hakları kullanmalıdır. Son rektörlük seçimlerinde birinci olanları atamamalıdır. Çünkü içlerinde hak ederek birinci olan yoktur. Kesinlikle hepsi görevde bulundukları süre içerisinde çok iyi kadrolaşmıştır. Hatta 16 yıl boyunca rektörlük yapanların şimdi de hanımları aday oldu ve isimleri YÖK listesine girdi. Saltanata karşı olanların böyle bir şeyi yapması nasıl karşılanabilir?” diye sordu.

Gül’e “Bu oyuna kanma” çağrısı

“Cumhurbaşkanı ve YÖK Başkanı’nın bu oyunlara kanmaması gerekiyor” diyen Özdağ, rektörlük atamaları ile ilgili olarak da şu çağrıyı yaptı: “Sayın Gül’den Ahmet Necdet Sezer dirayetini bekliyoruz. Burada yetkisini kullanmalı ve kendisine kanunla verilen hakları hatırlatıyoruz. Cumhurbaşkanı, seçime giren adaylardan her hangi birini atama hakkına sahiptir. Birinciyi de atayabiliyor ikincileri de atayabiliyor. Demirel de, Özal da ikincileri, üçüncüleri, hatta istedikleri isimleri atamışlardı. Sezer, bunun en bariz örneklerini göstermişti. Seçime giren diğer rektör adaylarının da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğu unutulmamalı.”

Bu rektörlere dikkat edilmeli

Özellikle Akdeniz Üniversitesi ve Gazi Üniversitesi rektörlerine dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizen Özdağ, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bütün bunların da ötesinde bir an önce üniversite hocalarının merkezi sınav sistemi ile alınması sağlanmalı. Rektörler tarassut altına alınmalı. YÖK’ün gözü ideolojik gözlerin üzerinde olmalı. Üniversitedeki Ergenekon türü yapılanma da ideolojik, keyfi ve akraba yapılanmasıdır. Bunlara da dur denilmelidir.”

Pabuç bağlı, şirinlik yapıyorlar

“5 ay önce yaptıkları ayıptan ötürü özür dilemiyorlar. İdeolojik davranışlar sergiliyorlar, kanunların vermediği görevleri sergiliyorlar. Şimdi ise pabuç bağlı olduğu için ve geçici gülücükler ve öpücükler yağdırıyorlar. Amaçları, rektörlüklerini, korku imparatorluklarını ve keyfi yapılanmaları sürdürebilmek. Üniversiteler ciddi şekilde mali denetim altına alınmalı. YÖK de Denetleme Kurulu’nun üye sayısını çoğaltmalıdır. 9 kişi ile üniversite denetlenemez. Her 3 üniversiteye bir denetçi yapılanması kanunla düzenlenmelidir. Sayıştay’ın gönderdiği denetçilerin de milyonlarca evrakı denetlemesi mümkün değil. İhbarların yapıldığı üniversitelere dikkat edilmelidir.” 

Eruygur’la görüşen rektörler kim?

Selçuk Öçdağ: Öte yandan Ergenekon operasyonlarında gözaltına alınan ADD Genel Başkanı Emekli Orgeneral Şener Eruygur’la görüştükleri söylenen 15 üniversite rektörünün de bir an önce ortaya çıkarılması gerektiğini belirterek, “Eğer böyle bir şey varsa, rektörler kendi isimlerini açıklamalılar. Kendilerini söylerlerse demokrasiye katkıda bulunmuş olurlar. Aksi taktirde zaten bir şekilde bu gerçek ortaya çıkacak. Bilimselliğin dışında faaliyet gösterenlere kesinlikle dur denmeli” diye konuştu. 

habervaktim.com

Written by guncelolay

Temmuz 4, 2008 at 2:07 pm

güncel kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,

Balbay’ın arkadaşından şok sözler

without comments

Ergenekon operasyonları kapsamında yaşanan son gözaltılar gündemi meşgul ederken, gözaltına alınan isimlerin yakın çevrelerinden tehdit dolu açıklamalar geliyor.

Başını CHP’lilerin çektiği tehditçi kanada, kendisine ait olduğu bilinen ART isimli televizyon kanalında konuşan Türkiyem Topluluğu Sözcüsü Mustafa Özbek de katıldı.

Balbay’ın yakın arkadaşından şok sözler

Aynı zamanda gözaltına alınan Cumhuriyet gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay’ın çok yakın arkadaşı olan ve ART’de Balbay’ı devamlı programında konuk eden Özbek, “Devleti’ni yöneten siyasi irade ne yaptığının farkında değil” diyerek başladığı konuşmasında şok sözler sarfetti. İşte ayrıntıları: 

Baykal’ı örnek aldı

Baykal’a özenerek meseleyi laiklik ve rejim meselesi olarak lanse eden Özbek, “Bizi yıldıramazlar” dedi ve meydan okudu: “Laik, demokratik Cumhuriyeti Atatürk’ü bu gerici zihniyete ezdirmeyeceğiz. Ne yaparlarsa yapsınlar, hangimizi içeri alırlarsa alsınlar, bizi yıldıramazlar. Biz Atatürk’ün gençliğiyiz. Atatürk Cumhuriyetinin hastasıyız, laik demokratik Cumhuriyetin yılmaz savunucuyuz ve bekçileriyiz. Altını çizerek söylüyorum; ne pahasına olursa olsun bizi bu yoldan döndüremezler…”

“Türkiye işgal altında” iddiası 

AK Parti iktidarı için “Damat Ferit hükümetinden daha kötü bunlar” ifadelerini kullanan Özbek, Türkiye’nin işgal altında olduğunu şu sözlerle iddia etti: “Onlar manda istiyorlardı. Biz mandadan da daha kötüyüz şuan… Ben iddia ediyorum. Türkiye işgal altında: Ekonomik işgal altında, siyasi işgal altında, sosyal işgal altında, kültürel işgal altında. Her tarafımız bağlanmış, kıpırdayacak tarafımız yok.”

“Bizimle baş edemezler”

“Korkunun ölüme faydası yok” diyerek sokaklara dökülme çağrısı yapan Özbek, ilginç meydan okumasını şöyle sürdürdü: “Bana göre meydanlar dolmalıydı. Yani demokratik tepki nedir? Demokratik tepki toplumu olmak nedir? Sivil toplum örgütlerinin görevi nedir? (…) Eğer Atatürkçülerin ve laik demokratik cumhuriyeti savunanların tamamını tutuklarlarsa hapishane bulamazlar. Ha o zaman onlar da kendi başlarının çaresine bakacaklar… Onlar bizimle baş edemezler. Böyle bir yıldırma ile bu içinde bulunduğumuz sistem içerisinde devletimizi yıkmak, çökertmek, efendim başka sistemlere doğru götürmek… Biz Allah’a teslim oluruz, kula değil. Allah da alnımıza ne yazdıysa o olur. Buna inanan insanlarız biz.”

“Atatürk için harp etmeye hazırım”

Programın ilerleyen dakikalarında kendisine yöneltilen sorular üzerine hızını alamayan Özbek, çok tartışılacak şu sözleri sarfetti: “Ömrüm yettiği müddetçe Cumhuriyet ve Atatürk için harp etmeye hazırım. Ben savaşa hazırım, ben mücadeleye hazırım… Hepimiz de böyleyiz. Bütün Atatürkçüler böyledir. Onun için bizimle fazla uğraşmasınlar. Ergenekon adından da vazgeçsinler. Böyle hayali bir takım davalarla, hayali isnatlarla, hayali bir takım şeylerle insanları yıldırmaya çalışmasınlar.”

Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ilginç gönderme

Özbek, daha da ileri gittiği konuşmasında, son gözaltıların Türk Silahlı Kuvvetleri’ni yıpratma amaçlı olduğunu iddia etti ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye Cumhuriyeti devletini ayakta tutan kurumların başında Türk Silahlı Kuvvetleri gelir. Buradaki hedef Türk Silahlı Kuvvetleridir. Demokrasi katlediliyor, hukuk katlediliyor. Bu katledenler nedir? Katleden katildir. Bunlar cezasını görmeyecek mi? Tabiî ki görecek, eğer hukuk varsa… Türkiye’de hukuk varsa, demokrasiyi ve hukuku katledenlere sesleniyorum: Bir Anadolu deyişi ile söylersek; ‘yağmur yağar şişe şişe, bir gün size bir gün bize…’ Bu iş böyle, sırayla…”

Bu da Tuncay Özkan Taktiği

Ve Özbek’in şu sözleri de, duyanların aklına “Biz kaç kişiyiz?” sloganından sonra hezimete uğrayan malum gazeteci Tuncay Özkan’ı getirdi: “Bizim sayımız öyle birer birer, üçer beşer vurulmayla bitecek bir şey değiliz. Bizim sayımız milyonları geçiyor, 70 milyonuz biz… 70 milyon biz… Öyle ikişer üçer, 20 şer içeri almakla bizden kurtulamazlar. Biz onlardan kurtulacağız. Hem de milletin iradesiyle… Hem de bu mahkeme kararları ortaya çıktıktan sonra. İnşallah o zaman göreceğiz bunları…” 

“Mustafa Balbay’a can kurban”

Özbek, Cumhuriyet gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay’ın gözaltına alınmasına ise şu tepkiyi gösterdi: “Çok sevdiğimiz bir Toros Yörüğüdür Mustafa Balbay. Ona can kurban… Yani Balbay’ı aldılar, beni de alsınlar. Neden almıyorlar? Ben onunla program yapan insanım değil mi? Yani böyle şey mi olur? Niye alıyorsunuz Balbay’ı? Pırıl pırıl bir insan… Ben her şeyine kefilim Balbay’ın, olur mu öyle şey…”

Engin Kaşdaş-habervaktim.com

Written by guncelolay

Temmuz 4, 2008 at 2:06 pm

güncel kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , ,

Ergenekoncularda çıkan silahların listesi

without comments

Ergenekon Terör Örgütü’nün ordu gibi silahlandığı ortaya çıkarken, örgüt üyelerinin ev ve işyerlerinde yapılan aramalarda ise Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı’na ait çeşitli çap ve markada silahla, birçok patlayıcı madde ele geçirildi…

Ergenekon Terör Örgütü operasyonu kapsamında gözaltına alınan Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün’ün odasında bulunan Avusturya yapımı, ‘FXG245’ seri nolu “Glock” marka silah, jandarma bölgesinde herhangi bir olaya karışıp karışmadığının belirlenmesi amacıyla Jandarma Kriminal Daire Başkanlığı’na gönderildi. Kamuoyu, Sinan Aygün’ün “Glock” marka silahını tartışırken, Ergenekon Terör Örgütü üyesi olduğu iddiasıyla tutuklanan emekli bir askerin annesinin ve kendisinin evinde de, daha önce cephanelik ortaya çıkmıştı.

ERGENEKONCUNUN ANNESİNİN EVİNDE CEPHANELİK ÇIKTI…
Ergenekon zanlısının annesinin evinde; Kanas suikast silahı, 11 kilogram C3 patlayıcı madde, 210 gram ağırlığında 12 adet TNT patlayıcı maddesi, 6 litrelik TNT patlayıcı madde, 3 litrelik Makine Kimya Endüstrisi (MKE) yapımı TNT patlayıcı madde, 1 kilo 160 gram ağırlığında tahrip kalıbı, plastik kutu içinde tahrip kalıpları, 30 adet ABD yapımı infilak kapsülleri ve uçaksavar mermisi çıktı.
 
MKE YAPIMI SİLAHLAR ERGENEKONCULARDA…
‘Halkı hükümete karşı silahlı isyana teşvik etmek’ suçlamasıyla tutuklanan Ergenekon Terör Örgütü üyelerinin evlerinde ve işyerlerinde yapılan aramada; Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı’na ait MKE yapımı patlamaya haiz ve tahrip gücü bulunan bombalar, taarruz tipi ve savunma tipi MKE üretimi el bombaları, suikast silahı olarak bilinen Kanas marka silah, Kaleşnikof marka otomatik silah ve dinamit lokumlarının yanı sıra Amerikan menşeli silahlar çıkmış.

Ergenekon zanlısı emekli subay, İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nde yapılan sorguda annesinin evinde çıkan silahları kabul etti. Ergenekon zanlısının annesinin ve kendisinin evinde çıkan silah ve askeri mühimmat:

1 adet 52656 seri nolu seyyar dipçikli Kaleşnikof marka otomatik silah
1 adet 42898 seri nolu Kanas Marka silah ile 05850-82 seri nolu Kanas dürbünü
1 adet 928158 veya 4 nolu 7.65 mm çapında lama marka tabanca, tabancaya ait susturucu
1 adet numarası okunmayan el yapımı kesik eski tüfek
1 adet deri kütüklük
5 adet Kaleşnikof otomatik silah şarjörü
1 adet Kanas Şarjörü
1 adet 20 mm boş kovan
2 adet 7.65 mm çapında fişek
6 adet 9 mm çapında fişek
4 adet 38 kalibre fişek
8 adet M-16 dolu fişek
124 adet dolu Kanas fişeği
12 adet 16’lık dolu av tüfeği fişeği
1 adet sustalı bıçak
73 adet 9 mm boş kovan
102 adet 7,62 mm çapında Kaleşnikof fişeği
34 adet M-16 boş kovan
4 adet Şırınga
35 adet 43 kalibre dolu fişek
4 adet 43 kalibre boş kavan
5 adet taarruz tipi MKE üretimi el bombası
5 adet savunma tipi MKE üzerimi Mod-44 el bombası
1 adet savunma tipi el bombası üzerinde tapası takılı maşa üzerinde TAPA M 204 A-2 KF-MKE yapımı- 9112-77 kafile ve seri nolu el bombası
1 adet savunma tipi mavi renkli, ateşleme tapası takılı maşa üzerinde TAPA ME 205 A-2 KF MKE 12 10-84 seri nolu el bombası
1 adet mavi renkli gaz bombası
10 adet çinko kutu içerisinde el bombası, ateşleme tapası 10X11X16 cm ebadında ağzı lehimli çinko kutu içerisinde üzerinde (10 adet AS.GB.EL bombaları için MO204 A2 tipi tapa
11 kg. orijinal kutusunda C-3 (27,5 libre) kutuları üzerinde (DEMOLITION BLOOK, M3 COMPOSITION C-3) ibareli, alt tarafında HIGH EXPLOSIVE ONE BLOCK EQUIVALENT TO SIX ONE- HALF PAUND TNT BLOÇKS) ibareleri yazılı malzeme
210 gr ağırlığında 12 adet TNT kağıdına sarılı vaziyette üzerinde (KK-MU-Fb 1950) diresel çizgi içerisinde harf ve rakam grubu bulunan malzeme
6 adet yabancı menşeli 1 librelik TNT toplam 6 litre TNT üzerinde “HIGH EXP HOSIVE TNT 1 POUND NET DANGEPOUS” ibaresi yazılı bulunan İngiliz menşeli malzeme
3 adet 1 librelik toplam 3 lt. “Patlayıcı madde TNT 1 librelik NET tehlikeli” ibareli MKE imali TNT
1 adet teneke kutu içerisinde 1160 gram ağırlığında üzerinde 3 adet ateşleme yuvası bulunan tahrip kalıbı
1 adet 17 cm metalden mamul imha kiti içerisi patlayıcılı
1 adet 13 cm imha kiti içerisinde patlayıcı
3 adet teneke kutu içerisinde yabancı menşeli “48 FEET OF SAFETY FUZE, NO 11” ibareleri bulunan yaklaşık 75 cm uzunluğunda saniyeli fitil
Yaklaşık 200 metre civarında rulo halinde sarı ve turuncu renkte saniyeli fitil.
Yaklaşık 50 metre uzunluğunda haki yeşil renkli infilaklı fitil
Plastik kutu içersinde orijinal tahrip kalıbı
24 adet çekmeli sistem askeri ateşleme mekanizması
30 adet Amerikan menşeli USA elektrikli infilak kapsülü
83 adet USA menşeli normal kapsül
1 adet siyah renkli 20 cm boyunda sustalı bıçak (otoda bulunan)
1 adet kahverenkli saplı 25 cm boyunda üzerinde gömme saat bulunan bıçak (otoda bulunan)
1 adet demiş muşta (otoda bulunan)
1 adet Çin malı ledırman (otoda bulunan)
2 adet baskıdan kurtarma anahtar sistemi (askeri)

(200) adet 9×9 mm çapında tabanca mermisi.
(1) adet siyah renkli silah kutusu içerisinde Browning marka Belçika yapımı  L34807 seri nolu tabanca ve bu tabancaya ait içinde 9×9 mm çapında yabancı menşeyli üzerinde W.R.A ibaresi bulunan (10) adet dolu fişek
(1) adet Yavuz-16 markalı boş şarjör
(1) adet muhtemelen 7.65 mm çaplı bir silaha ait siyah boş şarjör
(7) adet 7.65 mm çapında dolu fişek
(13) adet kısa 9 mm çapında dolu fişek
(1) adet dolu uçaksavar mermisi
(2) adet 5,56 mm çapında M-16 dolu mermi
(1) adet dolu 7.62×51 mm çapında Kalasnikov marka silah fişeği
(2) adet 43 kalibre toplu silah fişeği
(1) adet boş 5.56 mm çapında M-16 kovanı
(1) adet 7.65 mm çapında boş kovan
(2) adet üzerinde 04 ve 71 ibareleri bulunan boş kovan
(1) adet 7.62×51 mm çapında boş kovan

Ergenekon soruşturması kapsamında Bursa ve Ankara’da ise, şunlar ele geçirilmişti:
BURSA: 5 cm uzunluğunda dinamit lokumu ve 13 cm uzunluğunda ateşleme fitil,
ANKARA: 1 adet 9 mm çaplı tabanca, 30 adet MKE yapımı 9 mm çaplı fişek.

Bilindiği gibi Ergenekon Terör Örgütü’ne yönelik ilk operasyon Ümraniye’de başlamıştı.
Ergenekon Operasyonu, Trabzon İl Jandarma Komutanlığı’na yapılan, “Ümraniye Çakmak muhtarlığının karşısında bulunan tek katlı (önünde büfe olan) bir binanın çatısında, Mithatpaşa Caddesi ile Samanyolu Caddesi’nin birleştiği sokak, KARDAK balıkçısının yanındaki tek katlı binanın yanındaki elektrik direğinin yanında saklanmış vaziyette el bombası ve C-4 tipi patlayıcı madde bulunduğu, söz konusu patlayıcıların belirtilen yere Mehmet Demirtaş isimli şahıs tarafından konulduğu, malzemeleri Mehmet Demirtaş’a bir astsubayın verdiği” ihbarının, İstanbul İl Jandarma Komutanlığı’na bildirilmesiyle başladı.

Ümraniye 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2007/959 değişik iş no’lu kararı doğrultusunda İstanbul Ümraniye ilçesi, Çakmak Mahallesi, Samanyolu Caddesi, Güngör Sokak No:2’deki bir gecekondunun bulunduğu adreste yapılan aramada -tek katlı olan bu gecekondunun çatı arasında- yeşil renkli bir askeri mühimmat kasası ele geçirildi. Üzerinde, “15.06.1997 tarihli mühimmat istif kartı” bulunan sandık açıldığında, sandık içerisine gizlenmiş olarak; 18 adet MKE yapımı el bombası, 2 adet Alman menşeli el bombası, 7 adet DM41 tipi NATO standartlı el bombası, yaklaşık (30) adet fünye ele geçirdi.
Bomba İnceleme ve İmha Şube Müdürlüğü’nce, 27 adet el bombası üzerinde inceleme yapıldı ve bu inceleme sonrasında, bombaların patlamaya haiz ve tahrip gücü bulunduğu tespit edildi. 18 adet MKE yapımı el bombası, 7 adet NATO standardı el bombası, 2 adet Alman yapımı el bombası (Bomba İnceleme ve İmha Şube Müdürlüğü, MKEK ile kurulan koordine çalışma sonucu, söz konusu bombaların, Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı’na, 1983 ile 1994 yılları arasında verildiğini ortaya çıkardı.)

(KENAN KIRAN / CEVDET KILIÇLAR-VAKİT)

 

Written by guncelolay

Temmuz 4, 2008 at 1:57 pm

güncel kategorisinde yayınlandı

Tagged with , ,

Başbakanın korumaları alarma geçti

without comments

04 Temmuz 2008 16:46
7 Temmuz’da kanlı eylemler planladığı şeklinde iddiaların ardından, Erdoğan’ın cuma namazı için gittiği camide olağanüstü güvenlik önlemleri dikkat çekti

Son yapılan operasyonda Ergenekon terör örgütünün 7 Temmuz günü ülkede kanlı eylemler yapmayı planladığı şeklinde iddiaların kamuoyuna yansımasının ardından, Başbakan Erdoğan’ın cuma namazı için gittiği genel merkez binası yakınındaki camide olağanüstü güvenlik önlemleri alındı.  
 
Ellerinde otomatik silahlar taşıyan Başbakanlık korumaları, cami çevresinde ve bahçesinde Başbakan’ın gelişi öncesi sıkı bir arama yaptı. Erdoğan’ın cuma namazı için geldiği Başyazıcı camiinin etrafında bulunan binalara da özel gözcüler yerleştirildi. Bir kaç gün önce polis baskınına maruz kalan ATO binasının çatı katına da gözcülerin yerleştirilmiş olması dikkat çekti.

Başbakan Erdoğan, cuma namazını Başyazıcıoğlu Camii’nde kıldı. Tehdit edildiğini belirten Erdoğan için korumalar ve polisler geniş güvenlik önlemlerine başvurdu.

Başbakan Erdoğan, 46′ncı Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nın ardından AK Parti Genel Merkezi’nin karşısında yer alan Başyazıcıoğlu Camii’ne geçerek cuma namazını eda etti.

Erdoğan’ın gelişinden önce Emniyet Genel Müdürlüğü’ne bağlı özel kuvvetler, cemaatin arasında silahlarıyla dolaşmak suretiyle etrafı kolaçan etti. Cami etrafında bulunan çatılara koyulan eli silahlı polisler de dikkatle Başbakan Erdoğan ve etrafındakileri izledi.

Geniş bir koruma ordusuyla Başyazıcıoğlu Camii’ne gelen Erdoğan için, alınan tedbirler namaz esnasında da sürdü. Korumalar, Erdoğan’ın yanına ve arkasına dizilmek suretiyle sıkı güvenlik önlemlerine başvurdu. Camiden ayrılışı sırasında da Erdoğan’ın korumalarının yanısıra polislerin konum aldığı, teyakkuza geçtiği gözlendi. Koruma ordusu ve polisler Erdoğan’a eşlik etti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dün Ankara’da katıldığı bir programda öğrencilerle geçen diyaloğunda Ergenekon terör örgütüne yönelik operasyonlar nedeniyle tehditler aldığını belirtmişti. Öte yandan, cuma namazını Başbakan’la aynı camide kılan TBMM eski Başkanı Bülent Arınç, gazetecilerin Ergenekon Operasyonu’na ilişkin soruları üzerine, cuma namazından çıktığını, operasyonla ilgili yorum yapmayacağını ifade etti.
 
Cihan

Written by guncelolay

Temmuz 4, 2008 at 1:52 pm

VELİ KÜÇÜK SAĞLIKLI ÇIKTI

without comments

Ergenekon terör örgütü üyesi olduğu gerekçesi ile tutuklu bulunan emekli Tüğgeneral Veli Küçük, bugün sağlık kontrolünden geçti. Sağlıklı çıkan Küçük’ün bir süre önce kalbine stent takılmıştı

Kocaeli Kandıra F Tipi Cezaevi’nde bulunan Veli Küçük, idrar yollarındaki sorun nedeniyle daha önce kaldırıldığı Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Tıp Fakültesi’nde kalbine stent takılması üzerine bugün sağlık kontrolünden geçirildi. Geniş güvenlik önlemleri altında cezaevi aracı ile KOÜ Tıp Fakültesi Hastanesi’ne getirilen Küçük, burada doktorlar tarafından genel sağlık kontrolüne tabi tutuldu. Yapılan kontrollerde sağlıklı çıkan Küçük, yine aynı araçla hastaneye götürüldü.

Küçük‘ün belli aralıklarla tekrar sağlık kontrolünden geçirileceği belirtildi. Küçük, dün de basına suç duyurusu yapmak için Kandıra Adliyesi’ne giderek ifade vermişti.

zaman

Written by guncelolay

Temmuz 4, 2008 at 11:02 am