amatör çizer

en amatör çizerin en profesyonel sitesi

BEN FİLİSTİNLİ ÇOCUK..

yorum ekle »

 

ben filistinli çocuk;
yoksul aç, bir dilim ekmeğe, bir yurdum suya muhtaç.
ben filistinli çocuk;
açsa güzel çiçekler, görmez gözüm
bana silah uzanır, gül ve çiçek yerine…
burda gül değil, gülleler vardır.
ben filistinli çocuk;
unuttum oynamayı, unuttum oyuncakları
bir tek oyun var bldiğim; sapanla savaşmak…
silahtan başka, oyuncak da görmedim zaten..
ben filistinli çocuk;
doğduğumda kendimi savaşın içinde buldum.
gözümden yaş değil, kan gelir…
ben dövüşürüm, zulmün tankına karşı.
oyun nedir? tatmadım ben,
benim oyunum savaşmak,
hem oyunda vurulursam;
ebe olunur.
ben oynarken, şehit olurum…
ben filistinli çocuk;
ne zaman duyulacak feryadım?
ne zaman duyulacak ahım.
ne zaman…
ne zaman yok artık, düşünecek vakit de…
sen okula başladığında, ben savaşta olacağım.
kitap, defter görmedim. kuş nedir? çiçek nedir? ninni nedir? sevgi nedir? bilmeden…
ben filistinli çocuk;
söyleyin, söyleyin!
nedir benim gunahım?
ne zaman duyulacak ahım.
ne zaman…
vatanında garip esir,
gülmeyi unutmuş…
gözlerinden boncuk boncuk,
yaş değil kan gelen,
çocuklar da olduğunu bilmenizi isterim.
ey yeryüzü çocukları…
insanlık ölmesin diyenler…
kardeşsek eğer;
gelin de…
beraber gülelim,
beraber oynayalım,
beraber yaşayalım…

Written by guncelolay

Kasım 3, 2009 at 7:36 am

Kategorilenmemiş kategorisinde yayınlandı

Tagged with , ,

HÜMEZE SURESİ

yorum ekle »

1, 2. Mal toplayan ve onu durmadan sayan, insanları arkadan çekiştiren, kaş göz işaretiyle alay eden her kişinin vay haline!    <!– –>
 
3. O, malının, kendisini ebedileştirdiğini sanır.    <!– –>
 
4. Hayır! Andolsun ki o, Hutâme’ye atılacaktır.    <!– –>
 
5. Hutame’nin ne olduğunu sen ne bileceksin?    <!– –>
 
6, 7. O, Allah’ın, yüreklere işleyen tutuşturulmuş ateşidir.    <!– –>
 
8, 9. Şüphesiz uzatılmış direkler arasında (bağlı oldukları halde) ateş onların üzerine kapatılacaktır.

Written by guncelolay

Kasım 3, 2009 at 7:22 am

Kategorilenmemiş kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , ,

GRUP NASİHAT

yorum ekle »

islami rap yapan gruplardan biri.. dinlemenizi tavsiye ederim.. şarkıları mp3 olarak indirmek için tıklayın..

Written by guncelolay

Temmuz 16, 2009 at 7:12 pm

Kategorilenmemiş kategorisinde yayınlandı

2009 ÖSS SORU VE CEVAPLARI BURADA

yorum ekle »

Written by guncelolay

Haziran 14, 2009 at 12:30 pm

SBS’ye 1 milyon 30 bin öğrenci girdi

yorum ekle »

SBS, tüm il merkezleri ile yurt dışında Lefkoşa, Trablusgarp, Riyad, Medine, Cidde, Aşgabat, Bakü ve Bişkek’de gerçekleştirildi. SBS, tüm sınav merkezlerinde Türkiye saatiyle 10.00′da başladı ve 2 saat sürdü. 

Öğrencilere sınavda 100 soru yöneltildi. 

İlköğretim 7. sınıfların sınavı da yarın saat 10.00′da başlayacak ve adaylar 90 soru yanıtlayacak. Yaklaşık 1 milyon 50 bin adayın katılacağı sınav 100 dakika sürecek. 

İlköğretim 6. sınıflar da 13 Haziran 2009 Cumartesi günü SBS’ye katılacak. 

8. sınıfların sınav sonuçları 13 Temmuz 2009′da, 6 ve 7. sınıfların sınav sonuçları 31 Temmuz 2009′da açıklanacak. Sonuçlar, http://www.meb.gov.tr ile http://oges.meb.gov.tr internet adreslerinde ilan edilecek. 

Öğrencilere sınav sonuç belgesi posta yoluyla gönderilmeyecek. Okul müdürlükleri internet adreslerinden sınav sonuç belgesinin çıktısını alacak, onaylayıp mühürleyerek imza karşılığı öğrenciye verecek.
AA

Written by guncelolay

Haziran 6, 2009 at 11:31 am

Kategorilenmemiş kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , ,

ÖSS SONUÇLARI

yorum ekle »

Arkadaşlar öss soruları ve puanmatik sınavdan hemen sonra, öss sonuçları ise ösym nin belirteceği tarihte sitemizde yayınlanacaktır.

Written by guncelolay

Haziran 3, 2009 at 3:08 pm

FLAŞ: Kaybolan uçak ile ilgili yeni gelişme

yorum ekle »

Brezilya’dan havalandıktan sonra kaybolan Air France yolcu uçağının enkazı bulundu. İlk olarak Brezilya medyası kayıp uçağın parçalarının Atlantik’te bulunduğu yönünde haberler girdi. Beklenen haber ise Brezilya Hava Kuvvetleri’nden geldi. Uçağın enkazı, Brezilya’nın 650 kilometre açığında bulundu.
Hava Kuvvetleri, uçağın enkazını işaret eden bazı parçalara ulaşıldığını bildirdi. Henüz resmi olmayan açıklamalar Fransız basınında da yer aldı. Ancak Fransız makamlarından da bir açıklama gelmedi.

İLGİLİ HABER VE TÜM AYRINTILAR İÇİN TIKLAYIN

Brezilya, Paris’e gitmek üzere havalanan ancak daha sonra kaybolan uçağa ait olduğuna inanılan bazı parçalar bulduklarını açıkladı.

Brezilya Hava Kuvvetleri Sözcüsü Jorge Amaral, sabah saatlerinde uçak koltukları bulduklarını ancak bunların kaybolan uçağa ait olup olmadığını henüz doğrulayamadıklarını kaydetti. Amaral, enkaz parçaları da bulduklarını kaydetti. Enkaz, Brezilya’nın kuzeydoğu kıyılarının 650 kilometre açığında bulundu.

Paris’e gelmek için Brezilya’nın Rio De Janerio kentinden havalanan uçak dün kayıplara karışmıştı. Uçağın son olarak türbülanstan kurtulmasının ardından elektrik hatlarına kısa devre olduğuna dair bilgi verdiği ve sonra radardan kaybolduğu bildirildi.

Brezilyalı yetkililerin açıkladığı yolcu listesinde göre uçakta 12 kişilik Fransız mürettebatın yanında 1 Türk, 61 Fransa, 58 Brezilya, 26 Almanya, 9 Çin, 9 İtalya, 6 İsviçre, 5 Lübnan, 5 İngiltere, 4 Macaristan, 3 İrlanda, 3 Norveç, 3 Slovakya,2 İspanya, 2 Fas, 2 Polonya, 2 ABD, 1 Güney Afrika, 1 Arjantin, 1 Avusturya, 1 Belçika, 1 Gambiya, 1 İzlanda, 1 Filipin, 1 Romanya, 1 Rusya, 1 Kanada, 1 Estonya, 1 Hollanda, 1 İsveç, 1 Danimarka ve 1 Hırvatistan vatandaşı bulunuyordu. (CİHAN)

Written by guncelolay

Haziran 2, 2009 at 1:47 pm

Hz. Muhammedin eğitim ve öğretime verdiği önem nedir?

yorum ekle »

Değerli Kardeşimiz;

Allah’a iman eden bir toplum oluşturmayı amaçlayan Hz. Peygamber ilme, eğitim ve öğretime büyük önem vermiştir. Onun faaliyetlerinde ve sözlerinde bilgi, öğrenme, öğretme, öğrenci ve öğretmene verilen değer çok fazla yer tutar. Hadis literatüründe eğitim ve öğretime teşvik eden yüzlerce ve buna karşılık bilgisizliği yeren çok sayıda hadis mevcuttur.

Bu hususta kendisine indirilen ilk vahiy de “Oku” emridir. Dolayısıyla okumak ona ve ümmetine Allah Teâlâ’nın ilk emridir. Bunun yanında Kur’an-ı Kerim’de bilime teşvik eden ve âlimi öven âyet-i kerimeler mevcuttur. Kur’an-ı Kerim’de, Hz. Muhammed (s.a.s.)’in ilâhî tebliğ görevinin eğitim-öğretimden ibaret olduğu bildirilir. Bu mealde şöyle buyrulur: “Kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle Allah mü’minlere büyük bir lütufda bulunmuştur”.1 Hz. Peygamber de bir hadisinde kendi görevinin mahiyetini şöyle açıklamıştır: “Allah beni bir muallim olarak göndermiş bulunuyor”.2 Dolayısıyla gönderildiği toplumu eğitim ve öğretime tâbi tutmak onun peygamberlik görevleri arasında bulunmaktadır. Kur’an’ın ve Hz. Peygamber’in teşviki, Müslümanlar arasında yazıya, ilme rağbeti ve öğrenme arzusunu artırmıştır. Onun döneminde insanlar birşeyler öğrenmek için kendisinin ve diğer öğretmenlerin yanına gelmeye başlamışlardır.

Bu ilkeler çerçevesinde Hz. Peygamber’in eğitim-öğretimle ilgili faaliyetlerine temas etmek yerinde olacaktır. O, daha Mekke döneminde, kendisine vahyedilen ayetlerin yazılmasına ve bu suretle korunmasına önem vermiştir. Ayetlerin çoğaltılarak dağıtılmasını teşvik etmiştir. Mekke döneminin ilk yıllarında Dârü’l-Erkam’ı bir eğitim-öğretim merkezi olarak kullanmıştır. Burada, Kur’an âyetleri okunuyor, yazılıyor, dinî bilgiler öğreniliyor ve bu bilgilerin pratik uygulaması yapılıyordu. İslâm’ı öğrenmek isteyenler de buraya geliyorlardı. Hz. Peygamber, hicretten iki yıl önce Mekke’ye gelip Akabe mevkiinde Müslüman olan Medinelilerin eğitimi ile de ilgilenmiş; onların isteği üzerine Kur’an’ı ve İslâm’ın prensiplerini öğretmek için Medine’ye öğretmen göndermiştir.

Hicretten sonra Medine’de Hz. Peygamber’in ilk ve önemli faaliyetlerinden birisi, bir ibadet mahalli olmasının yanında, aynı zamanda eğitim-öğretim merkezi olan, Mescid-i Nebevî’yi inşâ etmek olmuştur. Mescid’in bitişiğinde “Suffe” denilen mekanda kalan bazı sahâbîler, Kur’an ve yazı öğrenmekle meşgul oluyorlardı. İslâm’ın temel esaslarını öğrenmek üzere Medine’ye çeşitli bölgelerden gelenlerin bir kısmı da burada kalıyordu. Suffe’deki öğrenci sayısının kimi zaman dört yüze ulaştığı oluyordu. Hz. Peygamber burada bizzat ders verdiği gibi, Kur’an ve yazı öğretmek üzere muallimler de tayin ediyordu. Ubâde b. Sâmit adlı sahâbî, burada yazı ve Kur’an öğretenlerden biridir.3 Hatta sadece Müslüman muallimler değil, müşrik muallimler de yazı öğretiyordu. Nitekim Bedir savaşında Müslümanların eline esir düşen müşrik askerlerden okur-yazar olup da kurtuluş fidyesi verecek parası bulunmayanlar, on Müslüman çocuğuna yazı öğretmek suretiyle serbest bırakılmışlardır. Zeyd b. Sâbit bu şekilde Arapça okuma yazma öğrenmiştir. Şüphesiz bu uygulama, o dönemin şartları dikkate alındığında muazzam bir gelişmedir. Ahmed b. Hanbel’in naklettiği bir rivayet, müşrik esirlerin yazı öğretmesiyle ilgili uygulama hakkında bilgi ve ipucu verici mahiyettedir. Buna göre bir gün öğrencilerden birisi ağlayarak babasının yanına gelir. Babası niçin ağladığını sorar. Çocuk, öğretmeninin dövdüğünü söyler. Babası “Kötü adam! Bedir’in intikamını alıyor…”4 der. Biraz sonra temas edeceğimiz üzere, Hz. Peygamber’in eğitiminde şiddete yer yoktur. Fakat müşrik öğretmenin bu davranışından, eski gelenekte dayağın bulunduğu anlaşılmaktadır. Ancak yukarıdaki olaydan Hz. Peygamber’in haberinin olup olmadığına, haberdar olduysa ne gibi bir tavır takındığına dair bilgiye rastlayamadık.

Hz. Peygamber, Mescid-i Nebevî’ye ilim öğrenmek için gelenleri, Allah yolunda mücâhede edenlerle bir tutmuştur.5 Kısa süre sonra Mescid-i Nebevî ve Suffe ihtiyacı karşılayamaz duruma gelince Medine’de yeni eğitim mekanları faaliyete geçirilmiştir. Kaynaklar, onun sağlığında Mescid-i Nebevî’nin dışında Medine’de dokuz mescid daha bulunduğunu nakletmektedirler. Bu mescidlerde Hz. Peygamber sohbet yaptığı, namaz kılındığı gibi eğitim-öğretim faaliyetlerinin yürütüldüğü de muhakkaktır.

Peygamberimiz eğitim-öğretim faaliyetlerini sabit mekanların dışında da sürdürmüştür. Gerektiğinde bu tür faaliyet için yer ve zaman tanımamıştır. Buna örnek olmak üzere onun başından geçen bir olayı burada anlatmak istiyoruz. Bir yolculuk esnasında Hz. Peygamber, deve üzerinde karşıdan gelen bir adamın kendisiyle görüşmek istediğini tahmin eder. Selamlaşmadan sonra nereden gelip nereye gittiğini sorar. Adam Resûlüllah’la görüşmek istediğini söyler. Hz. Peygamber kendisini tanıtır. Bunun üzerine adam ona “İman nedir? Bana öğret” der. Peygamberimiz de “Allah’tan başka ilah bulunmadığına ve Muhammed’in de Allah’ın elçisi olduğuna şehadet edersin, namazı kılarsın, zekatı verirsin, ramazan orucunu tutarsın, Beytullah’ı haccedersin” der. Adam da bunları kabul ettiğini söyler. Bu arada beklenmedik bir gelişme olur. Adamın devesinin ayağı bir fare tuzağına girer ve yıkılır. Adam da düşerek ölür. Peygamberimiz onun yıkanıp kefenlenmesi ve defniyle ilgilenir.6

Hz. Peygamber ilim öğrenmede kadın-erkek ayırımı gözetmemiş, erkeklerin yanısıra kadınların eğitimiyle de ilgilenmiştir. Onlara özel gün ayırarak konuşma yapmıştır. Onun zamanında kadın öğretmenler de vardı. Nitekim Şifâ (Ümmü Süleyman b. Hayseme), Hz. Peygamber’in hanımlarından Hz. Hafsa’ya yazı öğretmiştir. Hz. Peygamber’in hanımları kızların eğitim ve öğretimi ile ilgilenirlerdi. Onlar, evlerine gelen genç kızlara bildiklerini anlatırlardı. Bu kızlar da öğrendikleri bilgileri başkalarına aktarırlardı. Hz. Aişe ve Ümmü Seleme başta olmak üzere Hz. Peygamber’in hanımlarının ve daha başka kadınların eğitim ve öğretime büyük katkıları olmuştur. Hz. Âişe, öğrenme konusunda utanmayan ensar kadınlarını övmüştür.7 Bu noktadan hareketle, kadınların öğrenmeye büyük ilgi gösterdiği sonucunu çıkarmak mümkündür. Sahâbîler de kendi kız çocuklarının eğitimiyle ilgilenmişlerdir. Sözgelimi Sa’d b. Ebû Vakkas, kızına yazı öğretmiştir. Hz. Peygamber’in eğitim konusunda hür-köle ayırımı gözetmediği de bilinmektedir. Hadis kaynaklarında onun şu sözü çok geçmektedir: “Kim bir câriyeyi güzel bir şekilde eğitir, terbiye eder, sonra da azat eder ve evlendirirse onun için iki mükâfat vardır”.8

Hz. Peygamber eğitimde kolaylaştırıcı metotlar takip etmeyi, sabrı ve tahammülü teşvik ve tavsiye etmiş; öfkeye ve şiddete yer verilmemesini istemiştir. Nitekim bir sözünde “Öğretin, kolaylaştırın, zorlaştırmayın, öfkelendiğiniz zaman susun!” demiş ve “Öfkelendiğiniz zaman susun!” sözünü üç defa tekrar etmiştir.9 Bir eğitici olarak onun hakkında sahâbede oluşan imaj son derece olumludur. Muaviye b. Hakem es-Sülemi adlı sahâbî, bu hususta şunları söylemiştir: “Ben Resûlüllah’tan daha güzel eğitim veren bir öğretmen görmedim. Beni ne azarladı, ne dövdü ve ne de hakaret etti”.10

Hz. Peygamber’in faaliyetlerinde yazının önemli yeri vardır. O, Kur’an-ı Kerim ayetlerini yazdırmıştır. Medine vesikasını da yazılı olarak düzenlemiştir. İlk nüfus sayımını yazılı olarak yaptırmıştır. Bütün antlaşmaları yazılı belgelere dayandırmıştır. Devlet gelirlerini, gelirlerin tahminini, takdirini ve tahsilâtını yazıyla tespit ettirmiştir. Sefere çıkarken ordusunu bir meydanda toplayıp isimlerini yazdırır ve ordu mevcudunu kayıtlı hale getirirdi.

Hz. Peygamber, ailelerin gençleri ok atmak, yüzmek, hesap, tıp, neseb ve Kur’an okumak gibi hem maddî ve hem manevî alanlarda eğitmelerini tavsiye ve emir buyurmuştur. Onun döneminde çocuk, genç, yaşlı, her yaştan insanlar eğitim almıştır. Müslümanlığı kabul eden bölgelere öğretmenler tayin etmiştir. Bu itibarla Medineliler arasında yazı yazmayı bilenler çoğaldığı gibi, Hz. Peygamber’in sağlığında ve vefatından sonra Müslümanların fethettikleri yerlerde yazı hızla yayılmaya başlamıştır.

Sahâbe arasında Farsça, Rumca, Kıptîce, Habeşçe, İbrânîce ve Süryânîce bilenler vardı. Hz. Peygamber bir gün Zeyd b. Sâbit’e: “Sen Süryânîce biliyor musun? Bana mektuplar geliyor?” demiştir. Zeyd b. Sâbit’in “Bilmiyorum” demesi üzerine Hz. Peygamber “Onu öğren” demiştir. Bunun üzerine Zeyd İbrânîce ve Süryânîce öğrenmiştir.11

İdareci ve memurların yetişmesi için ayrı okullar mevcut değildi. Ancak halkın eğitildiği mekanlarda Kur’an öğrenimi mecbûrî olduğundan, buralarda eğitim görenler, her çeşit idârî görevlerde istihdam ediliyorladı.

Hz. Peygamber bilginin yaygınlaşmasını teşvik etmiş; insanlardan bildiklerini başkalarına aktarmalarını istemiştir.12 Taşradan Medine’ye gelip burada bir müddet kalan ve İslâm’ı öğrenen heyetlere, bölgelerine dönüp, öğrendiklerini oradaki insanlara öğretmelerini istemiştir.13 Abdülkays heyetine imanı ve ilmi muhafaza etmelerini tembih etmiştir.14 Bu, Hz. Peygamber’in ilim ile iman arasındaki bağıntıya dikkat çekmesi bakımından önem taşımaktadır.

Hz. Peygamber yoğun ve titiz bir çalışma sonunda, câhiliye örf ve adetleri üzerine yaşayan bir toplumun fertlerini eğitmiş ve o fertlerden yepyeni bir İslâm toplumu oluşturmuştur. Bu muazzam dönüşüm, eğitim-öğretim sayesinde mümkün olmuştur. Onun eğittiği topluluğun içinden hâfızlar, kıraat alimleri, hâkimler, valiler, ülkeler fetheden ordu komutanları, devlet adamları ve devlet başkanları yetişmiştir.

Şüphesiz Hz. Peygamber eğitim ve öğretimi, kendi döneminin fizikî şartları, ihtiyaçları ve metotları çerçevesinde gerçekleştirmiştir. Öğretim mekanları, konular, metotlar, günümüzde bile on-yirmi yıl ve hatta daha kısa süre zarfında değişebilmektedir. Bu durumda Hz. Peygamber’in eğitim-öğretim konusunda her zaman geçerliliğini koruyabilecek evrensel nitelikteki uygulamaları bizim için önemlidir. Bu hususları da şu şekilde sıralayabiliriz:

Okumaya, yazmaya önem vermesi;

Eğitimde şiddete yer vermemesi;

Şayet öğrettiği konular pratiğe yönelik ise söylediğini önce kendisinin uygulaması veya uygulamalı bir şekilde öğretmesi;

Bir konuyu iyice hazmetmeden diğerine geçmemesi (on âyeti iyice hazmettirmeden diğer on ayete geçmediği rivayet edilmektedir);15

Öğrencileri bıktırmaması, usandırmaması;

Öğrettiği kimselerin yaşını, kapasitesini, bilgi ve kültür seviyelerini dikkate alması;

Ortaya soru atarak dikkatleri toplaması ve daha sonra da cevaplaması;

Zekâ geliştirme yoluna gitmesi (bilinen bir hususu bilmece tarzında sorması gibi);

Topluma arz ettiği bir hükmü daha iyi anlaşılabilmesi için gerekli gördüğü durumlarda sebep ve gerekçesiyle birlikte anlatması;

Konuyu örneklerle ve benzetmelerle, gerekirse jest ve mimiklerini de kullanarak ve hatta şekil çizerek sunması;

Sırf tartışmak, çekişmek, inat için ve gereksiz şeyleri sormak dışında, soruya teşvik etmesi ve soruları ikna edici bir şekilde cevaplaması;

Sahabeyi alıştırmak için bazı soruları ve meselelerin çözümünü, hatta bazen kendi huzurunda bile onlara havale etmesi; bu suretle onlara değer verdiğini ortaya koyması, kişiliklerinin ve sorumluluk bilinçlerinin gelişmesine katkıda bulunarak geleceğe hazırlaması;

Sorduğu soruya doğru cevap alınca teşvik ve taltif için, takdirlerini açıkça belirtmesi;

Lüzumu halinde tekrardan kaçınmaması;

Bazen anlatacağı konunun özetini verip daha sonra açıklamaya geçmesi;

Gerekli durumlarda yazdırarak öğretmesi vb.16

1- Âl-i İmrân Sûresi 164.

2- İbn Hanbel, III, 328; İbn Mâce, I, 17 .

3- İbn Hanbel, V, 315.

4- İbn Hanbel, I, 247.

5- İbn Hanbel, II, 418.

6- İbn Hanbel, IV, 359.

7- Buhârî, I, 41.

8- Buhârî, I, 33; İbn Hanbel, IV, 395, 402, 414.

9- İbn Hanbel, I, 239, 283, 365.

10-İbn Hanbel, V, 447-448; Müslim, I, 381; Dârimî, s. 353-354.

11-İbn Hanbel, V, 182; Tirmizî, IV, 67-68.

12-Müslim, III, 2156; Dârimî, 62.

13-Buhârî, I, 30, 167.

14-Buhârî, I, 30.

15-İbn Hanbel, V, 410.

16-Bu hususlarla ilgili ayrıntılı bilgi ve örnekler için bk.: Ebû Gudde, Hz. Muhammed ve Öğretim Metodları, çev. Enbiya Yıldırım, İstanbul 1998.

(ALINTIDIR)

Written by guncelolay

Mayıs 29, 2009 at 5:02 pm

Onun kaleminden: Üşüyorum

yorum ekle »

ÜŞÜYORUM

Bir coşku var içimde bu gün kıpır kıpır
Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum
Gözlerim parke parke taş duvarlarda
Açılıyor hayal pencerelerim
Hafif bir rüzgar gibi süzülüyorum
Kekik kokulu koyaklardan aşarak
Güvercinler ülkesinde dolaşıyor
Bir çeşme başı arıyorum
Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp
Mis gibi nane kokuları arasında
Ruhumu dinlemek istiyorum
Zikre dalmış her şey
Güne gülümserken papatyalar
Dualar gibi yükselir ümitlerim
Güneşle kol kola kırlarda koşarak
Siz peygamber çiçekleri toplarken
Ben çeşme başında uzanmak istiyorum
Huzur dolu içimde
Ben sonsuzluğu düşünüyorum
Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum
Durun kapanmayın pencerelerim
Güneşimi kapatmayın
Beton çok soğuk, üşüyorum..

Muhsin YAZICIOĞLU

Written by guncelolay

Mart 27, 2009 at 2:59 pm

Peres ve Baykal arasındaki inanılmaz benzerlik

yorum ekle »

Biri Filistin topraklarının işgaliyle kurulmuş olan İsrail Cumhurbaşkanı, diğeri Türkiye’nin Ana Muhalefet Partisi CHP Genel Başkanı. Peki biri cumhurbaşkanı diğeri bir partinin genel başkanı olan Peres ve Baykal’ı bir araya getiren ne? İşte cevabı…

BAŞBAKAN’IN PERES’E ÇIKIŞI İÇİN TIKLAYINIZ-VİDEO…VİDEO

Başbakan Erdoğan’ın kendisine karşı takınılan tavra sert tepki göstererek oturumu terk ettiği Davos’ta, en çok konuşulan konu Erdoğan’ın İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’e ve oturumu yöneten moderatör David Ignatius’a yönelik sözleri oldu. Erdoğan’ın sert tepki verdiği Şimon Peres’in sözleri ise çok az konuşuldu. 

PERES NE DEMİŞTİ?
İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres, Davos’taki panelde Erdoğan’ı parmağıyla işaret ederek yüksek bir ses tonuyla, “HAMAS bir terörist örgüttür. Her gün bizlere roket atıyorlar. İstanbul’a her gün 100 roket atılsaydı siz ne yapardınız? Sayın Başbakan Filistin Yönetimi lideri (aynı zamanda El Fetih lideri) Mahmut Abbas, HAMAS’ı sizden daha iyi biliyor. Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek HAMAS’ı sizden daha iyi biliyor. Sorunun kaynağı HAMAS’tır. HAMAS, İsrail’i kabul etmiyor ve onu yok etmek istiyor. HAMAS İslamcı ve cihat kararı alan bir örgüttür” şeklindeki sözleri Erdoğan’ın sert tepki verdiği sözler oldu.

PERES VE BAYKAL’I BİR ARAYA GETİREN ARGÜMANLAR
İsrail Cumhurbaşkanı Peres ve İsrail’deki tüm sağ, sol, aşırı sağ, aşırı sol partilerin sanki anlaşmışçasına çeşitli platformlarda dillendirdiği bu iddialar, partisinin dünkü Meclis Grup Toplantısı’nda konuşan CHP lideri Deniz Baykal tarafından da tekrarlandı. Baykal’ın HAMAS’la ilgili sözleri, Peres ve İsrailli tüm parti liderlerinin kullandığı iddialarla bire bir örtüşmesi dikkat çekti. 

BAYKAL NE DEMİŞTİ?
Grup toplantısındaki konuşmasında Baykal, Peres’in Davos’taki iddialarını jest ve mimik ve sözleriyle şu şekilde tekrarladı: “Filistin Kurtuluş Örgütü, (FKÖ) İsrail’in varlığını kabul ediyor ama HAMAS İsrail’i yok etmek istiyor ve bir şeriat devleti kurmak istiyor. HAMAS, ben cihad yoluyla burada İsrail devletini ortadan kaldırmak için sonuna kadar mücadele ederim. Otobüsteki yaşlıları hastanedeki çocukları öldürmekten çekinmem, diyor. Başbakan acaba bunun hesabını yapmadan mı konuşuyor, yaparak mı konuşuyor. Bölgedeki Arap devletlerinin önemli bir kısmı İsrail-Arap sorunu haline gelmemesi için çıt çıkarmıyorlar. Olayı İsrail-Filistin olayı halinde tutmak istiyorlar. Bölgedeki Arap devletlerinin önemli bir kısmı İsrail-Arap sorunu haline gelmemesi için çıt çıkarmıyorlar. Olayı İsrail-Filistin olayı halinde tutmak istiyorlar ama Başbakan HAMAS’tan yana tavır koyuyor”

CHP lideri Deniz Baykal’ın Peres ve İsrailli diğer politikacılarla bire bir örtüşen bu sözleri, “Başbakan’ı Filistin sorununda taraf olmakla suçlayan Baykal, İsrail tarafını tutuyor’ şeklinde değerlendiriliyor.

Süleyman Kaya-habervaktim.com

Written by guncelolay

Şubat 4, 2009 at 4:10 pm

Kategorilenmemiş kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,